Köle pazarlarında en yüksek fiyatı verene satılan siyahi bedenler...
Alacağı köleyi sanki sepetine koyacağı bir yiyecekmiş gibi seçen ya da bir hayvanmış gibi dişlerini kontrol edip vücutlarını inceleyen alıcılar...
Her biri başka bir efendiye satıldığı için dağılıp parçalanan aileler...
Yazıldığı dönemde çok kısa bir sürede satış rekorları kırmış, 60'dan fazla dile çevrilmiş ve en önemlisi kölelerin yaşadıklarına dikkatleri çekerek köleliğin kaldırılmasında etkili olmuş bir kitaptır Tom Amca'nın Kulübesi.
Yazara göre "beyaz efendilerin" kölelerine iyi davrandığı düşüncesi doğru değildir. Çünkü ona göre, her iyi kalpli köle sahibi paraya ihtiyaç duyduğunda kölelerini satıyor ve onları ailelerinden ayırıyor. Kitap da Tom Amca'nın bir köle tacirine satılışıyla başlar. Köle taciri evde gördüğü küçük bir çocuğu da satışa dahil etmeyi başarır. Peki, annesi Eliza bu duruma sessiz mi kalacaktır? Oğlunu da alıp kaçmaktan başka şansı kalmayan Eliza peşindekileri atlatabilecek mi?
Kölelerin değişmeyen yazgısı, kaderlerinin sahiplerinin elinde olması Efendileri onları istedikleri gibi alıp satabilir, ailelerinden ayırabilir, cezalandırabilir, hatta öldürebilirler. Bunun için kimse onlardan hesap sormaz. Nasıl olsa kanun beyazlardan yanadır.
Tom, birçok kez el değiştirse de etrafındakileri bilinçlendirmekten ve Tanrı'ya olan inancından asla vazgeçmez. O, doğru bildiği yoldan sapmayan çok güçlü ve unutulmaz bir karakter. Yaşadığı hiçbir zorluk onun kalbini katılaştıramaz. Köleliğin dipsiz kuyusunda inancına tutunur Tom. En büyük yol göstericisi, cebinden hiç çıkarmadığı İncil'idir. Her türlü zorbalığa günün birinde ailesine kavuşma umuduyla katlanır.
Ana karakter Tom'la etrafındaki birçok hayata ve onların hikayelerine konuk oluruz. Kişiler farklı olsa da yaşananlar pek