Her şeyin ilki zor değil mi, yakılan ilk sigaranın genze yapışan o boğuk dumanı, hiç geçmeyeceğini sandığın o ilk aşk acısı, annenin kızdığında etini burktuğu gibi içinin burkulduğu o ilk hayal kırıklığı...
bir nar çiçeğine yürüdüm mevsimler boyu
bir çöl yorgunluğu çöktü üstüme
bir vaha sakinesi indi kalbime
kuyunun dibindeyim kervanlar bulsun istemem
gömleğim kanlar içinde
köle pazarlarında satıldım ya
sensiz geçer akçem yok aşk mezadında
âh benim devletim, âh benim ülkem
benim ömrüm
merhaba
ben, Yûsuf, sınanmış bir kalbin sahibiyim
şöyle buyur, bu kalp senin efendim