İdilthemoth

İdilthemoth
@idilthwmoth
I had absolutely no interest in being somebody else’s muse. I am not a muse. I am the somebody.
"Ben onu seviyorum, ama bu geçecek, geçmek zorunda, geçmeden olmaz, hatta geçiyor, duyuyorum... Kim bilir, belki de bugün sona erer, çünkü ondan nefret ediyorum, çünkü siz burada benimle birlikte ağlarken ve beni onun gibi ters çevirmezken, çünkü siz beni severken o benimle dalga geçti, çünkü ben sizi, nihayetinde ben de seviyorum... evet, seviyorum! Sizin beni sevdiğiniz gibi seviyorum, zira ben kendim size bunu daha önce söyledim, siz de işittiniz, seviyorum çünkü siz ondan daha iyisiniz, çünkü siz ondan daha asilsiniz, çünkü, çünkü o..."
Sayfa 72·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"İyileşeceksiniz, aslında siz, anlattığınızdan bambaşka bir insansınız. Eğer gün gelir de âşık olursanız, Tanrı sizi onunla mutlu etsin. O kişiye herhangi bir şey dilemiyorum, çünkü sizinle mutlu olacaktır. Ben bilirim, ben de bir kadınım ve bana inanın ki, eğer size bunu söylüyorsam..." Sustu ve sertçe elimi sıktı. Ben de heyecandan hiçbir şey diyemedim. Birkaç dakika geçti. "Evet, anlaşılan bugün gelmeyecek!" dedi sonunda başını kaldırarak. "Geç oldu!.." "Yarın gelecektir," dedim en inandırıcı ve kararlı sesimle.
Sayfa 63·Kitabı okudu
"Böyle bir sevgiden Nastenka, bazen kalbimiz soğur ve ruhumuz ağırlaşır. Senin ellerin soğuk, benimkilerse ateş gibi yanıyor. Ne kadar körsün Nastenka! Ah! Mutlu bir insan bazen nasıl da çekilmez olabiliyor! Ama ben sana kızamam!"
Sayfa 58·Kitabı okudu
"Örneğin tam bir yıl önce, tam bu vakitte, tam da bu saatte, aynı kaldırımda, yine aynen böyle tek başına, aynı bu şekilde hüzünlü dolaştığını, ancak yaşamanın sanki daha kolay ve sakin olduğunu, şimdilerde musallat olan o kara düşüncenin olmadığını hissediyor, şimdi ne gündüz ne gece rahat bırakmayan bu vicdan azaplarının, karamsar ve kasvetli azapların olmadığını hatırlıyor insan. Sonra kendi kendine soruyorsun: Hayallerin nerede? Başını sallayarak şöyle diyorsun: Yıllar ne çabuk geçiyor! Sonra yine kendine soruyorsun: Bunca yıl ne yaptın? En iyi vakitlerini nereye gömdün? Yaşadın mı, yaşamadın mı? Bak, diye konuşuyorsun kendinle, baksana, dünya soğuyor. Birkaç yıl daha geçecek, o yılların ardından kasvetli yalnızlık gelecek, bastonlu, titrek yaşlılık gelecek, onların ardından da hüzün ve bezginlik. Hayal dünyan solacak, donakalacak, düşlerin ağaçların sararmış yaprakları misali sararacak ve dökülecekler. Ah Nastenka! Zira tek başına, hepten yalnız kalmak, hatta üzülecek bir şey olmaması ne kadar hüzün verici, hiçlik, tam bir hiçlik..."
Sayfa 39·Kitabı okudu
"Nastenka, hangi sonuca vardım? Hislerimin yıl dönümünü kutlamak, aslında hiçbir zaman olmayan, eskiden öylesine sevgili olan şeyin yıldönümünü kutlamak zorunda olduğumu biliyor musunuz? Çünkü bu yıldönümü o aynı aptalca, maddi olmayan hayallere göre kutlanıyor ve bunu yapmak zorundayım, çünkü bu aptalca hayaller de yok artık, zira onları yaşatacak hiçbir şey yok: Ne de olsa hayaller de yaşatılmak ister. Bir zamanlar kendime göre mutlu olduğum yerleri belli sürelerle hatırlamayı ve ziyaret etmeyi seviyorum, artık dönüşü olmaksızın geride kalmış olanın ahengiyle kendi şimdimi inşa etmeyi seviyorum ve sık sık bir gölge gibi, gereği ve amacı olmaksızın, hüzün ve kederle Peterburg'un caddelerini ve arka sokaklarını dolaşıyorum. Hem de ne anılarla!"
Sayfa 39·Kitabı okudu