Tatar Çölü’nü okurken içimde hem yoğun bir hüzün hem de derin bir sorgulama kaldı. Giovanni Drogo’nun gençliğinden ihtiyarlığına kadar, hep gelmesini beklediği ama bir türlü gelmeyen o büyük olay için yaşamını harcaması, bana zamanın nasıl sessizce tükenip gittiğini düşündürdü. Bazen biz de hayatı erteleyip, “bir gün olacak” dediğimiz şeylerin ardında yıllarımızı kaybediyoruz. Drogo’nun hikâyesi bana şunu hatırlattı: hayat beklenerek yaşanmıyor, aslında o anlarda akıp gidiyor.
Hep “bir gün olacak” dediğimiz şeyler var, ama o gün gelene kadar geçen zaman sessizce akıp gidiyor. Drogo’nun yaşadıkları, bana kendi hayatımda neleri beklediğimi düşündürdü. Belki de bazen yaşamak yerine beklemeyi seçiyorum. Ve en acısı da, beklerken hayatın elimden kayıp gidişini fark etmiyorum. Kitabı sevdim ve öneririm.