Kız, oğlan ayrımı yoktu; çocuklar beşikten başlayarak karışık sınıflarda, yaşamda olacağı gibi dirsek dirseğe aynı sıradan oturuyor, hep birlikte atölyelerde meslek öğreniyor, oradan ancak evlenecekleri zaman ayrılıyorlardı. Kadın ve erkeği daha küçük bir çocukken birbirinden ayırmak, farklı farklı eğitimlerle birbirini hiç tanımadan yetiştirmek demek onları birbirlerine düşman etmek, doğal çekimlerinin gizemiyle kışkırtmak, sapıklığa teşvik etmek, sonsuz bir yanlış anlaşılma içind.. kadını suskun, erkeği saldırgan yapmak değil midir? Barış ancak bu iki cinsin, dost bir şekilde, hayatı aynı kaynaktan öğrenmesiyle, onu yaşanması gerektiği şekliyle akıllı ve sağlıklı bir şekilde yaşamak adına aynı yola baş koymasıyla doğacaktır...
Yaşamın biricik yasasıdır bu; kısacası durmaksızın çalışma hayalinde olan maddedir, eylem gücüdür. İçimizde gereksinmesini dindiremediğimiz son hedef olan mutluluk yapıtına yönelmiş olan bugün dinlerin tanrısıdır.