Kaderi içinde barındıran boş,anlamsız saatler vardır.Bunlar hemencecik kaybolmak üzere gelen karanlık,kayıtsız bulutlar gibi yükselirler,ama gitmezler,inatla ve ısrarla orada dururlar.Ve kara bir duman gibi yükselir,dağılıp uzaklaşarak yayılırlar,sonra donuk,kasvetli bir grilikle hayatın üzerine kapanıp kalırlar,yaşadığımız ana kıskançlıkla ve kaçınılmaz bir biçimde yapışarak,bir gölge gibi durmadan tehditkâr yumruklar sallarlar.
Bir anda aşkının,hayal kırıklıklarının altında dayak yemişçesine sarsılan derin acıtıcılığını fark etti.Her zaman yaşanmış olan bir şey bir kere yaşanmaktaydı.Erkeğin şevheti,kızın tatlı aşkını ve kutsal heyecanını katletmişti.Karanlığın üzerinde ışıldayan akşam bulutları gibi duran mutluluk artık parçalanmıştı,gece tehditkâr,sancılı sessizliği ve acımasız suskunluğuyla karanlık ve ağır,yükselmeye başladı…