Dünyadaki müzik uzmanlarının tümü haklı olabilir. Fakat benim kendi görüşlerim var ve kendi zevklerimi, hep birden aynı görüşü benimseyen insanların yargısına tabi kılamam. Eğer bir şeyi sevmezsem sevmem, hepsi bu; salt türdeşlerimin çoğunluğu bunu beğendi ya da beğendiğini farz etti diye benim de onları taklit edip bundan haz almam için hiçbir sebep yok. Sevdiğim ya da sevmediğim şeylerin modasını takip edemem.
...hayat artık ciddi çaba gerektiren ve kısıtlamalarla dolu bir macera değil, kaygısızca yaşanacak ve altüst edilecek bir oyun, zevk alınacak ve ardından umursamazca bir kenara atılacak bir oyuncaktı. "Öyleyse oyna!" diye bir ses çınlıyordu kulaklarında.
Hepimizin hayatında buzların ötesinde başka topraklar olmadığını anladığımız bir an vardır. Yalnızca buz olduğunu. Sonra hayat bildiğimiz gibi devam eder.
"Bir dalga seni öldürebilir. Ya da üstünde süzülürsün. Bazen korkup kaçmak daha tehlikelidir. Hayatı korkarak yaşayamazsın, Tom. Sörfünün üstüne çıkıp ayakta durmaya hazırlıklı olmalısın. Burnunun dibinde bir dalga varken korkuyu boş vermek zorundasın. O anın içinde olmak zorundasın. Gözünü kapayıp yapmak zorundasın. Korkuya kapılacak olursan kendini sörften düşmüş, başını kayalara çarparken bulursun. Ben asla korku içinde yaşamayacağım."
Sevdiklerimiz asla ölmez.
Omai yıllar önce böyle demişti.
Haklıydı da. Ölmüyorlar. Tamamen değil. Hep içinizde yaşa dıkları gibi, zihninizde de yaşamaya devam ediyorlar. Ateşlerini canlı tutuyorsunuz. Onları yeterince iyi hatırlıyorsanız uzun za man önce sönmüş yıldızların parıltısının bilinmeyen sulardaki ge milere rehberlik edişi misali size yol göstermeye devam ediyorlar. Yaslarını tutmayı bırakıp onları dinlemeye başlarsanız hayatınızı değiştirme gücüne hâlâ sahipler. Kısacası, kurtuluşunuz olabilirler.