Kimin elmas kimin kömür olduğuna ancak onlar bize kim olduğunu gösterdiğinde emin olabiliriz.. Hakketmeyene verilen fazla saygı ve değer o kişiye aslında hakaret etmektir. Kimse istemediği halde başkasından birşey almayı, borçlu kalmayı istemez çünkü. Karşınızdaki kişiyi ellerinde olmayan birşeyle kendinize borçlu bırakmayın. Borçlu kalmaktan herkes nefret eder ve böyle davranarak onları ellerinde olmayan bir şeye borçlu bıraktığınız için suçlu olursunuz. İşte bu nedenle sevilmez, sayılmaz ve hatta belki de nefret edilirsiniz. Göğe ne kadar yükselirsek uçmayı bilmeyene o denli küçük görünürüz.
O halde neden bu kadar yumuşağız ? diye sormalıyız kendimize … Kendini yumuşatamamış ve hala bir elmas sertliğinde kalmış birine yumuşak olursak zarar gören yine biz oluruz. Bir başkasına karşı önce yumuşaklık değil sertliğimizi sunmalı, eğer o kişi hakkediyorsa kendi yumuşaklığımızdan vermeliyiz …
Kömür elmasa ‘neden bu kadar sertsin’ demişti bir zamanlar..’Oysa biz yakın akraba değil miyiz?’ ‘Neden yumuşaksınız diye soruyorum ben de size ey kardeşlerim.. Yoksa kardeşlerim değil misiniz? ‘
Aslında istense de bir başkasına kötülük yapılamaz.Kötü ve iyi kavramları iç içe geçmiş iki halkadır ve birbirinden ayrılmaz bir bütündür.İyi kötüyü var ederken, kötü de iyiyi var eder. Bu durum atasözlerimize de girmiştir.Merhametten maraz doğar diye bir sözünüz vardır bizim. Ve her şerde bir hayır vardır deriz.