Uçmayı öğrenmek isteyenin önce ayağa kalkmayı ve yürümeyi ve koşmayı ve tırmanmayı ve dans etmeyi öğrenmesi gerekir: Uçmak Uçarak öğrenilmez birdenbire!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İstemek yaratmaktır, bu yüzden de özgürleştirir. Ben bunu öğretiyorum. Sadece yaratmak için öğrenmelisiniz! Müziğin sesini duyamayanlar dans edenlerin deli olduğunu düşünürler ..
İnsanların arasında susuzluktan ölmek istemeyen biri tüm bardaklardan içmeyi ögrenmeli; ve insanların arasında temiz kalmak isteyen pis sularla yıkanmasını da bilmeli. Pis sularda yollanmasını bilmek Nietzsche’nin bize verdiği en büyük bilgelik hediyelerinden biri. Kötü dediğimiz, işe yaramaz dediğimiz, ondan adam olmaz dediğimiz kim varsa onların bizi maruz bıraktıklarıyla yıkanabilmeliyiz. Onların bize yaptıkları haksızlıklarla, adaletsizliklerle, kötülüklerle yıkamalıyız ruhumuzu. Hem de öyle bir yıkamalı ki ortada onların kirletebileceği katılıkta bir ruh bırakmayana kadar yıkamalıyız ruhumuzu. Yoksa dile kolaydır her şey. Doğruyu söylemek kolay yapması zordur. Özlü sözleri bir araya getirip yazmak kolay, ancak gerçek manalarını idrak etmek zordur. Yaşıyorum demek kolay ama gerçekten yaşamak zordur. Seviyorum demek, yürüyorum demek, haklıyım demek, güçlüyüm demek kolay ancak gerçekten sevmek, yürümek, haklı ve güçlü olmak zordur. Akla gelen şeylerin dudaklardan dökülmesi kolaydır ancak ağızdan çıkanları icra etmek işte bu zordur. Ey Zerdüşt meyvelerin olgun ama sen olgun değilsin.
Halbuki karşımıza çıkan her türlü olay ve kişiden kendimize çıkarmamız gereken bir ders,bir öğreti, bir deneyim de yok mudur? Her yeni insan ve olay onun karşısında duran kendimizi daha net görmememize de yardımcı olmaz mı? O halde herkesin bardağından su içebilme cesaretini ve bilgeliğini göstermemiz de gerekir.Herkesle aynı masada oturup aynı keyfi almak zorunda olduğumuz anlamına gelmiyor. Ancak onlarla bir kaç saatlik ya da çalışma saatleri boyunca bir arada vakit geçirebilme esnekliğine sahip olmamız gerektiğini gösterir. Bunu yaparken onları düzeltmek, onları kendimize benzetmek değil onlardan almamız gerekenleri almaktır amacımız. İnsan isanın derdidir, ancak insan yine dermanını insanda bulur.