• Ev Sahibesi, Dostoyevski gerçekliğinden payını almış bir eser olmasına rağmen içeriğe karışan mistik anlatılar ve içsel devinimler kurguda farklı bir tını yakalamıştı. Dine bakış açısı, delilik ve sanrıların ortasında kalışımız bir yana iki farklı gerçeklik ihtimali yankılanmaktaydı. Facia ve büyük kıyımlar mı sebep vermişti deliliğe yoksa safi kötülükten mi ibaretti Murin? Ben kadının anlattığı hikayeye inanmayı tercih ettim. Lakin Dostoyevski'nin kitaplarında aşkın vuku buluş tarzında ilk kez pasif, aşık olunan kadın dışında bir karakterdi Ev Sahibesi. Hatalara hem de en büyüklerinden hatalara sahip ve bunları sürdürmeye devam eden biriydi. Bu farklılık dahi eseri daha gerçek kılmaktaydı. Kaosa şahitlik ederek okuyacağınız bu kitap yalın insanların hayatlarının dönüşebileceklerini gözler önüne sermekteydi. Masumiyet, surete sızandan farklı bir haldir gerçeğinin de cebinize ilişmesi mümkün.
  • Aynı masada şans iki kez aranmaz, demişlerdi. Keşke o an masadan kalksaydım. Ama tuhaf bir hisse kapıldım. Kaderime meydan okumak, şansımla alay etmek istedim.
  • Kitabi iki günde bitirdim. Yazarı memleketime geldiğinde tanıma imkanı buldum ve kitabını merak ettim okudum.Gercekten bana çok şey kattı kitabı elimden bırakamadım. Dikkatle altı çizilmesi gereken bir çok yer var. Her bir bölümde seni alıp başka yerlere götürüyor . Ikıncı kez okumak istiyorum ve diğer kitaplarını da almayı düşünüyorum. Okumak isteyenlere şiddetle tavsiye ederim .
  • suçlu arar gibi etrafa bakıyordu
    yoldan geçenleri, alttan yukarı süzüyordu
    sonra birinin yolunu kesti
    --bir dakika hemşerim
    --Psikolog Hanım'ın yeri?
    bu kadar sorabildi
    yabancı, tabelayı işaret etti
    döndü, gösterilen yere baktı
    belli belirsiz başını salladı
    gözlerini yumarak okumaya başladı
    +evet burası
    tabelada ikinci kat yazıyordu
    girdi içeri, ikinci kata çıktı
    kapının sağ üst köşesinde
    Psikolog
    böyle yazıyordu
    üstünü başını düzeltmeye başladı
    girmeye korkar gibi bir hali vardı
    muayenehaneden içeri daldı
    belliydi
    ne yol görmüş ne de yordam bilmişti
    Doktor Hanım'ın kapısına hemen yönelmişti
    aynı anda yardımcısıda, Doktorun kapısına koştu
    --dur kardeşim nereye
    +sen çekil bacım, ben bilirim nereye
    +neremin ağrıdığını, bilirim ben demeye
    --bunların hepside hasta kardeşim
    --dönde bir bak geriye
    --git sıraya gir
    --taaa en beriye
    lafı bitmeden
    kızcağızı kolundan çekti
    +bacım dinle beni
    +sanma beni bir deli
    +en öne al beni
    +sonra döner arkaya dersin
    +bu adam hepinizden deli
    +bizimle kalmasın burada
    +sokalım hemen içeri
    bir kaç çatlak sese kimseler rağbet etmedi
    oyçokluğu ile
    oldum ben öncelikli deli
    sıramı bekliyorum
    kuyruğum sıkışmış, nasılda tekliyorum
    bir hasta çıktı kapıdan, yanında sevgilisiyle
    ardından billur bir ses ile
    --Sıradaki Hasta....
    --Sıradaki hasta...Bir daha...Bir daha
    O bendim ...
    sesliyende Doktor Hanım
    deli değildim sevdalı idim
    ama burada herkes hastaydı
    sıradaki her kimse ..O da hastaydı
    kimseler girmeyince ilk ben sinerlendim
    ben seçilmiş deliydim
    en delileriydim
    +kızdırmayın beni
    +sıradaki kimse, hemen girsin içeri
    sesler geliyor kulağıma sanki çok uzaklardan
    --beyefendi sıra sizde, doktor hanım sizi bekliyor...
    beyefendi kim? kim kimi bekliyor?
    omuzumda, ürkek bakışlarıyla yardımcısının eli,
    --sizi bekliyor Doktor Hanım... lütfen içeri
    zıpkın gibi fırladım kapıya vardım
    açtım kapıyı
    eşikten öteye geçemedim
    ortada kalakaldım
    Doktor Hanım yer gösterdi
    ben eşikte çakılı kaldım.
    bir daha yer gösterdi...
    lütfen dedi... sesi kulağımda yankılandı,
    eridim kayboldum
    o kadar küçüldüm
    sandım kibrit kutusu oldum
    sonra ayaklarımı sürüdüm
    yaklaştım yakınlaştım
    yalanım varsa namerdim
    bir adım daha uzak olsaydı
    koltuğa değil oracıkta yere yığılacaktım
    yıkılmamak için
    hiç bu kadar tutunmamıştım hayata,
    o gün tutunduğum kadar koltuğa.
    ilk...
    halimi hatırımı sordu
    halim harabtı
    hatırı olanın, orada ne işi vardı
    sonra bana hitaben;
    --sizi dinliyorum
    başımı kaldırdım
    başım kalkmadan çivilenmişti havaya
    göz göze geldik
    gözlerimin içine bakan yosun gözleri kocamandı
    bir daha yutkundum
    +madem ki dinleyecekseniz ;
    +kulaktan değil, candan dinleyin
    +ben bitirmedikçe de lafımı bölmeyin
    bu kadarını dedim de
    ben bilirim ne kadarını diyemediğimi
    sonra bir nefes aldım
    yetmedi,
    bir nefes daha aldım
    rahat olun, dedi
    elimi,
    havada çivilenmiş başıma koydum
    işaret parmağımla bir kaç kez kafama vurdum.
    +burda yatar bir deli
    elim yumruk oldu
    başımdan aşağı, sol göğsüme çekiç gibi kondu
    +burasıdır, kafadan yaptırır beni deli
    durdu yüzüme baktı
    O sıra anladım
    benden de deli
    O en deli
    en'den de deli,
    kapıyı gösterdi
    --yoktur dedi bende merhemi
    önce ben eğdim sonra Doktor Hanım başını eğdi
    dermanım olsa fişek gibi
    atacaktım dışarı
    koltuğa yığılmış elli tonluk bedeni
    ben boncuk boncuk terliyordum
    O hiç bir şey olmamış gibi, müzik dinliyordu
    +Doktooorr
    +Benim de içim yanıyor..
    o kadar hisli bağırmışım
    salondakilerin yüreğini yakmışım
    iki gözü iki çeşme, yardımcısı kapıdan baktı
    doktor hanım, yok bir şey dedi
    kapı tekrar kapandı.
    anlat dedi, madem ortak oldum
    bilmeliyim herşeyi, bir bir
    O' nun için yaptıklarını şimdi bana da bildir.
    +yazdım ,
    +yüreğine, yüreğimi yazdım
    +yetmedi ...
    +çizdim,
    +ismini yüreğime çizdim
    +sevdamı yüreğime,
    +ismini sevdama çizdim
    duygulandı tabi
    doktor ama neticede insan
    zor duyulur titrek bir ses ile ancak sorabilmişti;
    --yazdıkların, çizdiklerin yet.. me.. di.. mi?
    derdime deva olacaktıysa da
    bundan sonra tek bir kelimeye dahi nefesi yetmeyecekti,
    +evet, yetmedi doktor hanım
    +nefesinizin size yetmediği gibi
    +ne yazdıklarım ne çizdiklerim,
    +yetmedi Doktor Hanım
    yetmedi ki;
    kafayı çizdim...
    Abdulselam GÖZÜTOK
  • Aynı masada şansı iki kez aramanın kötü bir hesap olduğunu söylüyorlar.
    Dostoyevski
    Sayfa 171 - Anonim Yayınları
  • Kitabı ilk okumaya başladığımda Zehra öğretmenin azmine hayran kaldım ama öğrencilere olan tutumu şaşırttı. Babasına karşı olan düşüncelerinin temelinde annesi ve anneannesinin olması, Zehra öğretmeni acımasız hala getirmiş. Zehra nın önyargılı olması ile beraber ,olayları birde karşı taraftan okuması, onun acımasızlık duygusunu pişmanlığa çevirmiş.
    Mürşit efendinin memuriyete ilk girişi ve o ortamı ile ilgili çok iyi tespitlerde bulunmuş. Eserde anlatım tarzı, olayların örgüsü ve akıcılığı çok iyi. Okuduktan sonra okuyucuyu hüzünlendiren ve bir çok ders veren bir eser. En önemlisi de “Her iki tarafı da dinlemeden karar veren, kararı doğru olsa dahi doğru hareket etmiş olmaz.” Sözünü bir kez daha hatırlatıyor bize. Kesinlikle okumanızı tavsiye ederim. İyi okumalar.
  • Hikayeleri içerisinde iki hikayeyi çok beğendim. Eser sade, akıcı bir anlatım tarzı ile yazılmış ama eserle ilgili çok bir beklentiye girmemek gerekli. Yazarın diğer eserlerini daha başarılı buluyorum. Sabahattin Ali ilk kez okuyacaklar bu eserle başlamasalar daha iyi olur. İyi okumalar.