Hiçbir şey kendiliğinden ne o kadar üzücüdür, ne de zor. Bizim gevşekliğimiz, güçsüzlüğümüzdür ona bu niteliği veren. Büyük ve yüksek şeyleri görebilmek için onlara göre bir ruhumuz olması gerekir, yoksa kendi çamurumuzu görürüz onlarda. Düz bir kürek suda eğri görünür. Önemli olan bir şeyin görülmesi değildir yalnız, nasıl görüldüğü de önemlidir.
Biz sandığımızdan daha zenginizdir, ama bizi her şeyi başkalarından almaya, dilenmeye alıştırıyorlar. Kendimizden çok başkalarından yararlanacak biçimde yetiştiriyorlar bizi, insan hiçbir şeyde gerek duyduğu kadarıyla yetinmiyor. Ne şehvette, ne servette, ne devlette kollarını kucaklayamayacağı kadar açmaktan alabiliyor kendini; açgözlülüğü ılımlı olamıyor bir türlü. Bilme merakı da aşırı gidiyor bence insanın: Başaramayacağı kadar, gereğinden fazla iş alıyor üstüne, bilginin yararını konusu kadar genişleterek.