“İki şey insanı diri tutar: Aşk ve savaş. Ve bu yaman bir çelişkidir. İkisinde de hem dirim hem ölüm vardır zira. Filistinli Meryem Hanım‘da gördüğüm, direniş aşkı, aşkla direniş, hayat, ölüme meydan okuyuş. Biz esaret nedir bilemedik. Buralara hiç uğramadı esaret, işte o yüzden ölüme karşı direnişte bu kadar zayıfız. İşte o yüzden yaşama gerekli özeni göstermiyoruz. Ve bu kadar gaflete düşmemizin nedeni, bir anlamda budur belki. Onlar, Kudüs’ü kaybederek yaşadılar. Ve Kudüs’ün acısıyla her biri yürüyen Aksa kesildiler. Bizlerse, bizlerse daha önce hiç elinden tutmadığımız hayali bir sevgili gibi taşıyoruz Kudüs’ü kalbimizde ve onu kaybetmenin acısını, yaşayarak ölmenin ne olduğunu bilmiyoruz. Onlar Yusuf’u kaybetmiş Yakup yüreği taşıyor. Ve gözleri kör eden, kör alevin sıcaklığıyla yanıyorlar. Bizlerse değişimin belirtisi, şapkanın ideolojisiyle Yakup titreyişi arasında arafta geziyoruz.”