Kitabın konusuyla vakit kaybetmeden direkt değerlendirme yapmak istiyorum. Öncelikle kitap gayet akıcı ve sürükleyiciydi. Çerezlik bir kitap olduğu söylenebilir. Fantastik ögelerden çok romantizmin öne çıktığı bi içeriği var. Okumadan önce beklentinizi çok yükseltmez ve sadece iyi zaman geçirmeye odaklanırsanız zevkli bir kitap olur.
Ne yazık ki bunun dışındaki düşüncelerim biraz daha olumsuz yönde olacak.
Öncelikle bu kitap bize ilk sayfadan itibaren toplumdaki olmayan kadın erkek eşitliği, kadınların çektikleri zorluklar gibi konulardan bahsediyor. Ana karakterimiz zaten güçlü kadın olarak öne sürülüyor, ama bu konularda benim için hiç tatmin edici değildi. Çok güzel başlamıştı evet güçlü bir karakter okuyacaktık her şey süperdi ama Megan iddia edildiği gibi bir güçlü kadın profili değildi asla. Kitabın başlarından beri söyledikleriyle yaptıkları o kadar birbiriyle çakışıyor ki bi noktadan sonra beni rahatsız etti. Bunun en büyük örneklerinden biri annesine karşı sürekli kadın haklarından vb bahsettikten sonra prenslerin “kaslarıyla çarpıştıktan” (söylemesi bile komik) sonra etkilenmesi ve vadedilen karaktere uymayan şeyler yapması. Güçlü kadın dediğimiz profil; kurallara uymayan, sadece cüretkar ve asi davranarak insanları tiye alan bir karakter mi gerçekten? Cesaret olarak adlandırılan şeylerin zaten pek çoğu ya çocukçaydı ya da düşüncesizce. Peki Ares sözde o da kadınların hak arayışında Megan’a destek veriyor ama her duvar ve Megan ikilisini gördüğünde kızı duvara çarpıyor. Taciz sahnelerindeki hareketleri kıza o yaptığında “temas seviyorsun sanırım” gibi bir tepki alıyor sadece. Megan bana dokunma dedikten 5 saniye sonra ona dokunuyor ve Megan da bundan zevk alıyor. Ya kızı odaya hapsediyor ve annem hastaydı kafam karıştı diye zırvaladığında 2 sayfa sonra bütün