Garip bir yer Amerika. Sandığımdan da kelek. Kuzeyi daha başkadır mutlaka. Benim gittiğim çok özgün bir yer, ama amerikalılık aynı. Amerikalılık, diye bir şey var. Bunun, ulusla, dinle, ırkla ilgisi yok. Dolarla ilgililer. Ortak dil, yeşil dolar. Her şey bir para getirmesi amacıyla yapılıyor, para getirmeyecek şey yapılmıyor. Niye yapılsın? Neye yararı var? Yaşam ticaretten ibaret. Bütün dünya büyük bir pazar, hatta artık onlara küçük geliyor, onlar yeni pazarlar arıyorlar. Onlar bunu kendi adlarına olduğu kadar, torunları için, çok kutsal olan aileleri için de yapıyorlar; yani bir devlet adına koşturuyorlar hepsi, onların ailelerinden oluşan devlet Amerika Birleşik Devletleri!
Paris havalimanından alabildiğim tek şey, bu "compact disc" denilen nesneler, bir sürü Boris Vian. Reggiani'den, en önemlisi kendi sesinden, Magalie Noel'den... Hepsinin de yayıncısı Jacques Canetti! Ünlü yazar Elias Canetti'nin kardeşi. Avusturya yahudisi kendileri. Jacques, delikanlılığında Hitler'e hayranlıkla, nazi ordusuna katılmış! Bunu uzun dönem kardeşi Elias'tan saklamış, dayanamayıp itiraf ettiği gün bir küsmüş Elias kardeşine, küsüş o küsüş. Jacques Canetti, Paris'te şansoniyenin, kabare şarkıcılığının babası, patronu. Edith Piaf'tan Boris Vian'a, herkesi o çıkarıyor kabare sahnesine, o destekliyor. İşin babası olarak da çok ünlü ve zengin. Kardeşi Elias karınca gibi yazıyor o yıllarda, ünsüz. Gün geliyor Elias, Nobel edebiyat ödülünü alıyor, ağbisine karşı, beş sıfır. Gene de sürüyor küslük. Bunları kimse bilmez. Sen nerden biliyorsun, diyeceksin . Biliyoruz ki yazıyoruz. Haber kaynağı kutsaldır. Yasalar karşısında bile açıklamak zorunda değiliz. Ama bu bir gerçek, Elias Canetti'nin kardeşi delikanlılığında yahudi bir nazi askeriydi.
Santa Fe'de, kayaların arasında kartal besliyor adam. Yaş seksen, beyaz saçı örmüş, kitaplarını yazıyor. Karısıyla diz dize, çay içiyorlar, gün akşam oluyor. Seksen yaş, boru değil ki! Benim de seksen yaşım olsa , çay içer, kitaplarımı yazarım elbette. Demek insanın seksen yaşı falan olması da çok önemli, bunaklaşıp çişi altına kaçırmamak kaydıyla.
Gene Çorbacı Teyze koyuna gidilecekmiş, yemeğe. Orası sudan ucuz. Ucuz ne sözcük, dolara vurunca, nerdeyse beleş! E, bu amerikalıların işi bu; nerde beleş, orda emperyalistleş!