...Dostlarınla buluşursun. Seni oldukça hızlı bir şekilde istediğin yere götüren beyaz atların üzerinde ipek yollardan geçersin. Her taraf yeşillik... Her taraf şırıl şırıl akan mis gibi havuzlar ve denizlerle dolu... Masmavi havuza giriyorsun. Suyu ne soğuk ne sıcak... Sen havuzda yüzerken ağaçlar dallarını senin için havuzun üzerine doğru eğiyor ve sen oradan salkım salkım üzümler, dalbastı kirazlar, muzlar, kiviler, ananaslar yiyorsun... Ama dünyadaki gibi yedikçe aldığın lezzet azalmıyor, aksine yedikçe daha çok haz alıyorsun... Daha sonra havuzdan çıkıp ışık hızıyla cennetteki köşklerine gidiyorsun. Seni hizmetçilerin karşılıyor. Daha sonra, dünyadaki dostlarını görmek istiyorsun. Onlat hemen seni ziyarete geliyorlar. Beraber muhabbet ediyorsunuz. Dünyadaki anılarınızı tazeliyorsunuz. "İyi ki Rabbimizin yolunda bir hayat yaşamışız. Yoksa sonumuz nice olurdu? diye şükrediyorsunuz. Dünyada beraber geçirdiğiniz günleri aniyorsunuz...Günler böyle gelip geçiyor ama sen hiç yaşlanmıyorsun... Ve o kadar nimetin içinde asla sıkılmıyorsun. Her daim bedenin ve ruhun en büyük hazları tadıyor... Her daim Rabbin sana "kulum, ben senden razıyım ve seni seviyorum" diyor.
İşte ebedi saadet... Seçim senin...
Çocuklar için hem eğlenceli hem de öğretici hikâyelerden oluşuyor. İşin ilginç yanı kitaptaki hikâyeler gerçekmiş. Konular Allah'a güzel bir şekilde bağlanmış. Bu tarz çocuk kitaplarına ihtiyaç var.
Evlilik yıllarına göre yolda giderken eşinin ayağı taşa takılan erkeğin verdiği tepkiler:
Evliliğin ilk yılı:Bir yerine bir şey olmadı ya canım?
Evliliğin 3. yılı:Bir yerine bir şey olmadı ya canım?
Evliliğin 5. yılı:Bir yerine bir şey olmadı ya canım?
Evliliğin 10. yılı:Bir yerine bir şey olmadı ya canım?
Evliliğin 15 yılı:Bir yerine bir şey olmadı ya canım?
Ne oldu? Tekrar tekrar okudun değil mi? Bir farklılık olması gerekiyor.Yıllar geçtikçe erkeğin nazik tutumu kabalaşması gerekiyordu değil mi? Değil ! Senin bilinçaltına kim böyle bir şey soktuysa onu döverim ben :)