Ilkana Allahverdiyeva

Ilkana Allahverdiyeva
@ilkananb
law student | bibliophile | tea lover
-Paşam, bu denli kitap okuyarak kafanızı yoruyorsunuz, siz Samsun’a çıkarken böyle kitap okuyarak mı çıktınız? +Bu tür lafları çok sık duyuyorum, işi gücü yok herhalde kitaplarla uğraşıyor diye dedikodumu yapıyorlarmış, çocukluğumda da böyleydim, elime üç beş kuruş geçince muhakkak yarısını kitaba verirdim, eğer aksini yapsaydım Atatürk olamazdım.
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Birbirimize daima hakikati söyleyeceğiz, felaket veya saadet getirsin, iyi veya fena olsun, daima hakikatten ayrılmayacağız. Hakikatin ta gözünün içine bakmak lazımdır.
Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir. Sultanlık, korku ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık ise korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir. Aradakı fark bunlardan ibarettir.
Bizler dünyaya geldiğimiz zaman, bu topraklar üzerinde yaşayan herkesle birlikte, yok edici bir zorbalığın pençesinseydik. Ağızlar kilitlenmişti. Öğretmenler yalnızca bir noktayı dimağlara yerleştirmek zorunluluğunda tutuluyordu: Benliğini, her şeyini unutarak, bir korkunç hayale boyun eğmek, onun kulu kölesi olmak... Bununla birlikte, hatırlamak gerekir ki, o baskı altında bile, bizi bugünler için yetiştirmeye çalışan gerçek ve fedakar öğretmenler eksik değildi. Şimdi burada bir büyük kişiye rastladım. Nakiyüddin Bey, askeri rüştiye birinci sınıfında öğretmenimdi. Bana henüz ilk bilgileri öğretirken, gelecek için ilk düşüncelerimi de vermişti. Baylar, açıklamak istiyorum ki... İlk esin kaynağı, ana baba kucağından sonra, okuldaki öğretmenin dilinden, vicdanından, eğitiminden alınır.