• Kitabın Yunanca başlığı "Enheiridion", yani "El-deki" ya da "Elkitabı". Zira İngilizceye "Handbook/Manual of Epictetus" başlığıyla çevirileri de mevcuttur. Tevekkeli değil. Çünkü bu kitaptan hayat boyu feyz alan stoacı Marcus Aurelius'un sürekli "elinin altında" bulunurmuş. Ki bu kitabın hemen ardından filozof-imparator Aurelius'un Kendime Düşünceler'i ("ta eis heauton") okunması salık verilir. Epiktetos köledir, ki "tevekkül" ve "riyazet" (onu üstadların biri kabul eden Schopenhauer'in deyişiyle "sustine et abstine") felsefesi buradan gelir. Öte yandan Aurelius imparatordur ama köle yaşayışını örnek alır kendine, Roma'nın çetin savaşlardan ve zorlu siyasi bir dönemden geçtiği zamanlarda iradesini ve ruhunu güçlendirmek için, ki bu kitaptaki temrinlerine "ruhani alıştırma" ("epimeleia" ya da "askesis") denir - Foucault'nun da geç döneminde geliştirdiği "souci de soi" ("kendilik kaygısı"/"benlik derdi") kavramı stoacılardan gelecektir. Aslında Aurelius bugünkü anlamıyla olmasa da kendi kendine bir "kişisel gelişim" kitabı yazmıştır. Keza Epiktetos'unki de, kendisi tarafından yazılmamış, öğrencisi tarafından sonradan derlenmiş olsa da, antik dünyadan günümüze sahih bir kişisel gelişim kitabı olarak okunagelmiştir. Zira bugün de iş dünyasından birçok beyaz yakalıya ve kalbürüstü zevata bu kitap güçlü ve başarılı olma yolunda bir tür "self-help" kitabı olarak pazarlanmaktadır. Fakirin ilkeleri zengine yem olmuştur yani. Bu da tevekkeli değil. Çünkü daha en başından Epiktetosçu fakir yaşama ilkelerinin mirasçısı bir İmparator olmuş, bir bakıma onu en azından imparatorluğu boyunca muvaffak kılmıştır. Bütün bunlar bir yana, her şeye rağmen esaslı bir "hayatı nasıl yaşamalı" kitabıdır, "el altında", gerekirse "akıl altında" sürekli temrin ve idman halinde tutulmalıdır.

    ***
    Söz konusu çeviri Güzel Sanatlar Akademisi hocası, Sorbonne felsefe mezunu Burhan Toprak tarafından 1937'de Fransızcadan yapılmıştır. Kendisinin tasavvufçu bir damarı da olduğundan İslami sözcük dağarcığı çeviriye bol bol sirayet etmiştir. Bu üslup zaman zaman Epiktetos'un değil de her sabah kalkıp Kuran okuyan dedemizin öğütlerini dinliyormuşuz intibaı yaratsa da leziz bir çeviridir, ki ne de olsa Epiktetos'ta felsefi olduğu kadar ahlakçı bir üslup da vardır. Şunu da ekleyelim, stoacılar bu epigramları ve gnomeleri zikir gibi her gün tekrar ederek ruhlarına işlemeye çalışırdı, ruhani alıştırma böyle bir şeydi, yaşama biçimini şekillendirmekti. Dolayısıyla bizim gibi okuyup okuyup unutmuyorlardı. Velhasıl, bu kitabı okuduktan sonra makbul olan, birkaç ilke seçip bunları her gün tekrar edip hayatımıza ve düşünme biçimimize yerleştirmektir. Benimki şu mesela: "İnsanları kederlendiren eşya ve olaylar değil, fakat bunlar hakkında edindikleri düşüncelerdir."
  • Eğer bir ülkede kanunlarla tanınmış hakları kullanabilmek için bile sayısız engeller var ise ve bir insan kanuni haklarini savunmak sözkonusu olduğunda acaba başıma ne işler açılır diye düşünüyorsa o toplumda hukukun üstünlüğü yaşayan bir ilke değildir
  • ... bir siyaset ve devlet adamında bulunması gereken pek çok özelliğe sahip olan Osman Gazi adaletli, hoşgörülü, sabırlı, kararlı, ölçülü, meşverete önem veren, tedbir sahibi, güvenilir, cömert, ileri görüşlü ve sözüne bağlı bir gazi liderdi. Komşu Rum Beyleriyle çıkara ve dostluğa dayanan ilişkiler kurdu. Önüne çıkan bütün avantajlardan yararlanmayı bildi. Lideri olduğu toplumu, hiçbir ayrım gözetmeksizin, 'eşitlikçi' bir anlayışla yönetmeyi kendisine ilke edinmişti. İdaresi altına giren Rum ahalinin bütün haklarını güvence altına aldı. Böylece onlar, daha önceki beylerinden (Rum tekfurlarından/valilerinden) görmedikleri adaleti Osman'ın yönetiminde bizzat yaşayarak gördüler.
    Osman'ın ünü kısa zamanda komşu vilayetlerdeki Rum halkı tarafından duyuldu. Bu durum, fetihleri kolaylaştırdı. Ele geçirilen yerleri oğlu Orhan'a, silah arkadaşlarına ve yararlık gösteren gazilere/alperenlere 'tımar' olarak bölüştürdü. Fethedilen bir yere, öncelikli olarak 'kadı' (yargıç) ve 'subaşı' (emniyet amiri/garnizon komutanı) tayin ederek, en önemli işlerden olan toplumda adaleti ve güvenliği sağladı. Böylece, kendisinden sonra saltanat koltuğuna oturacaklara, padişahlık etmede ve idare sanatında örnek tutum ve davranışlar sergiledi. İzlenmesi gereken siyasî ve askerî hedeflerin esaslarını belirledi.
    Necdet Öztürk
    Sayfa 80 - Timaş Yayınları
  • Eğer bir insan boyun eğer ve itaatsizlik yapamazsa, o bir köledir; eğer yalnızca karşı gelebiliyor ama itaat ediyorsa, o bir asidir (bir devrimci değildir); öfkeyle, hayal kırıklığıyla, kırgınlıkla hareket eder, bir inanç ya da ilke adına değil.
  • Bu kararın dayandığı en güçlü düşünce ve mantık şuydu:

    Temel ilke, Türk ulusunun onurlu ve şerefli bir ulus olarak yaşamasıdır. Bu ilke ancak tam bağımsızlığa sahip olmakla sağlanabilir. Ne kadar zengin ve bolluk içinde olursa olsun, bağımsızlıktan yoksun bir ulus, uygar insanlık dünyası karşısında uşak olmak konumundan daha yüksek bir muameleye layık olamaz.
    ...
    Mustafa Kemal Atatürk
    Sayfa 9 - Türkiye İş Bankası Yayınları
  • "İnsanlar iyilik yaparlarsa biz de iyilik yaparız, kötülük yaparlarsa biz de kötülük yaparız." diyen zayıf karakterli kimselerden olmayınız; bilakis iyilik yaptıklarında insanlara iyilik yapmayı, kötülük yaptıklarında ise onlara kötülük yapmamayı içinize (bir ilke olarak) yerleştiriniz.
  • 22/11/63 sayfa sayısına göre oldukça kısa zamanda bitirdiğim bir kitap oldu. Bunu da kitabın sürükleyiciliğine, yazarın kurgusuna ve karakterlerine borçluyum tabii ki. Stephen King'den altı kitap okudum şu ana kadar yanılmıyorsam, aralarından en sevdiğim kesinlikle bu kitaptı.

    Konusundan kısaca bahsedecek olursam, Jake isimli ana karakterimiz, arkadaşı Al'ın ölmeden önceki son arzusunu yerine getirmek amacıyla 1958'in 9 eylül sabahına açılan portaldan geçip 1963'te yaşanan çok önemli bir olayı değiştirmelidir. Ama bu hiç de basit değildir, çünkü geçmiş değişmek istemez...

    Zamanda yolculuğunu ilke edinen bir kitap 22/11/63. Geçmişe gidip yaşananları değiştirmek çok farklı bir konu değil, sıklıkla rastlayabiliriz bunu konu alan kitaplara. Ama 22/11/63'e rastlayamazsınız çünkü yazar kitabı öyle güzel işlemiş ki, konusu çok farklıymış gibi geliyor. En azından bana öyle geldi.

    Kitabın diziye uyarlaması da var. Sekiz bölümlük mini bir dizi. Heyecanla izlemiş ve çok keyif almıştım. Diziyi izlemeseydim muhtemelen kitap beni daha çok etkilerdi ama buna rağmen oldukça sevdiğim bir kitap oldu. Tavsiye ederim, keyifli okumalar :)

    "Bir şey geçmişin değişmesini istemiyor, bu kadarına eminim."