Tam karanlığın en koyu, en zifiri olduğu ve umudun tükendiği o anda; hiç planlamadığım, aklımın ucundan dahi geçmeyen kapı ansızın aralandı: Beklenmedik evlilik teklifi aldım. Normal şartlarda belki dönüp bakmayacağım bu yol; o an gözüme sadece kendim için değil, özellikle Ate için fırtınadan kurtaracak "kurtuluş gemisi" gibi göründü. Onun güvenle koşabileceği bahçesi olsun, artık kapı önlerinden kovulmasın, kimse ona "istenmeyen" muamelesi yapmasın diye; o anki çaresizlik, tükenmişlik ve yorgunluk haliyle "Evet" dedim. Karar, duygulardan öte, tamamen o günkü ağır şartlarda Ate ve kendim için bulabildiğim tek çıkış yolu, tek sığınaktı.
Bu 'Evet', kalbimin değil, çaresizliğimin sesiydi; tek sığınağım, Ate'nin huzuru için seçtiğim o zorlu limandı.