__
Bazı kitaplar vardır; sadece okunmaz, yaşanır. Şu Çılgın Türkler ile henüz çok genç bir yaşta tanıştığımda, elime aldığımın sadece kâğıttan bir kütle değil, binlerce insanın sarsılmaz iradesi ve çektiği tarifsiz acılar olduğunu anlamıştım.
Okurken tüylerimin ürperdiği, nefesimin kesildiği o sahneler... Atalarımızın maruz kaldığı o zulmü ve işkenceleri okudukça, insan elinin ne kadar yıkıcı olabileceğini ilk kez o kadar çıplak görmüştüm. Öyle bir an gelmişti ki, o manevi yükün ağırlığı ruhuma fazla gelmiş; o büyük acıya daha fazla tanıklık edemeyeceğimi hissedip kitabı yarım bırakmak zorunda kalmıştım.
Bugün anlıyorum ki; o gün o kitabı bitirememek bir vazgeçiş değil, o muazzam fedakârlık karşısında duyduğum derin bir hicap ve sarsıcı bir vicdan refleksiymiş. Sonunu getiremesem de, o sayfaların arasından sızan o onurlu sızı, bugün bile kalbimde aynı ürpertiyle yaşıyor.
Bazı hikâyeler bitmese de, ruhunuzdaki yerini sonsuza dek mühürler__.