Içimde yalnızlığımın ötesinde bir başka yalnızlık var, orada oturan için tek başınalığım kalabalık bir pazaryeri, seslerim ise seslerin bir kargaşası.
Ben hem çok toy hem de çok tez, canlıyım bu yalnızlığın peşinden koşmak için. Öteki vadiden gelen sesler hala kulağımın içinde ve gölgeleri yolumu tıkıyor, gidemiyorum.
Bu tepelerin ötesinde efsunlu bir koru var ve orada yaşayan için benim huzurum aslında yalnız bir kasırgadır ve
benim efsunum da bir illüzyon.
Ben hem çok gencim hem de hovardayım o efsunlu koruyu aramak için. Kanın tadı damağımda kalıyor, atalarımın
yayları ve oklar hala ellerimde duruyor ve gidemiyorum.
Bu ıstırap içindeki benliğimin ötesinde özgür benliğim yaşıyor ve orada düşlerim alacakaranlıktaki bir savaştır ve arzularım ise kemiklerin tıkırtısı.
Ben hem çok genç hem de cin asabiyim kendi özgür benliğim olabilmek için.
Hem nasıl olayım ben kendimin daha özgür benliği, tüm yükü sırtlanmış diğer benliklerimi öldürmeden, yahut tüm insanlar özgür olmadan?
İçimdeki kartal nasıl uçacak güneşe doğru, benim yeni tüylenmiş yavrularım benim kendi gagamla onlar için yaptığım yuvadan ayrılmadan?
Yüreğimin derinliklerinden bir kuş yükseldi ve gökyüzüne doğru uçtu,
Yükseklere, hep daha yükseklere çıktı ve yükseldikçe daha da büyüdü.
llk önce safi bir kırlangıç gibiydi, sonrasında bir tarla kuşu ve daha sonra bir kartal oldu; en sonunda da bir bahar bulutu kadar genişledi ve yıldızlı göklere sığdı.
Yüreğimin derinliklerinden bir kuş uçtu göklere. Uçtukça daha da büyüdü. Ancak yüreğimi terk etmedi.