Şimal, Sad'ın Sadr'ında'yı inceledi.
22 May 17:20 · Kitabı okudu · 41 günde · 7/10 puan

Bu sefer olmadı Necmettin dede :) kontak kuramadım çok da yazdıklarınla üzgünüm.. artık bende mi var bi sıkıntı yoksa yorum işini 2000 li senelerde sen mi abarttın bilemiyorum.. içime çok da sinmedi anlattıkların sanki..
Tabii ki ayetler ve onların ışığında bazı doneler aldım ama çok yorum yapmamanı seviyordum ben en çok.. ama yıl olmuş 2016 ve zamanın dehrinde sende de büyük değişimler oldu illaki..
ya da en güzeli ben yine kabahati kendimde bulayım senin kafan bi karış havadaydı belki Şimal o yüzden anlamadın diyerek okuyacaklara engel olmayayım.. ilk fırsatta da Sad suresini bir daha okuyayım en iyisi..

Tuğba, Üç Kız Kardeş'i inceledi.
21 May 08:47 · Kitabı okudu · Puan vermedi

#iclalaydın ın bu kadar güzel roman yazacağı hiç aklıma gelmemişti. Ben onu hep şiirleriyle deneme yazılarıyla bilirdim. İnsanın gerçekten böylesi bi roman yazabilmesi için pişmesi gerekir ya, çok güzel olmuş.
Şimdi 17-18 yaşında birine okutsan anlayamayacağı, değer bilemeyeceği her satırda salya sümük ağladım. Ve çok ağlamaktan başım kazan gibi.
Okadar güzel bir aile hikayesi ki.
Saf sevgi deriz ya. Öylesi güzel sevginin getirilerini okudum ben.
Aile olmanın tüm yaraları sarmasını, gelen şerleri, gelecek güzel günlerin habercisi olarak kabul eden bir olguyla okudum.
Hani kışın rezervasyon yaparsın yazın gidersin ya tatile. Yaza kadar tatil parasını ödemiş olursun o rahatlıkla doya doy eğlenirsin ya. Onun gibi düşünmek lazım hayatta. Varsa bir müsibet, gelecek daha güzel haberlerin müjdeleyicisi olarak kabul edip benimsediğinde mutluluğun anahtarı aslında.
İnanmak, karşılıksız sevmek, sabır, şükür ve iyi niyet.
Dünya bu güzel duygular sayesinde dönüyor hala. .
.
Kesinlikle okuyun. Bir sayfasında illaki kendinizi bulacağınız sımsıcak bir romandı.

Çizimler güzel fakat hikaye kaliteli değil, standart Deadpool trollüğü ve çizgi roman evreni sirandanligi daha iyi alternatifler illaki vardır bence uzak durun

Kendimle Konuşmalar 4
Bay F: Evet azizim söylediğiniz doğru fakat anlamalarını beklemeyin...

●Joséf: Neden? Anlaşmak için illaki aynı lisanı mı konuşmak gerekli.

Bay F: Mesele lisan meselesi değil. Onlar istediğini duymak ve olmasını istediklerini gibi davranmamızı istiyorlar.

●Joséf: O halde bu demokrasi olmaz. Demokrasi zıt fikirlerin 1-arada kardeşçe yaşamasıdır.

Bay F: Bırak Tanrı aşkına ortada kardeşlik mi kaldı. Herkes çıkarı için 1-1'ini satıyor.

●Joséf: Peki kim kazanıyor Bay F.

Bay F: Oyunu kuran yani -masa kazanıyor. Oyunun ve oyuncuların 1 önemi yok monşer...

Y.Arslan Çınar, Toza Sor'u inceledi.
 20 May 01:47 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanın suratına bir tokat gibi inen her sayfasında ben neden yaşıyorum amacım ne diye sormasına sebep olan bir kitap. Sadece 155 sayfa.

Albert Camus'un Yabancı'sını okuyup daha sonra ne okuyabilirim diye kendinizi paralıyorsanız. Evet arkadaşım sıradaki okuyacağın kitap John Fante'den Toza Sor.

Şuana dek okumadığıma milyon kere pişmanım. Hele ki otuzlu yaşları geride bıraktığım bir sırada okumuş olmam. Şahsen bendeniz bu kitabı lisede okumalıydım. Veyahut üniversiteye başladığım sıralar. O zaman dilimi için büyük kayıp.

Tekrar dönüyorum konuya. Kitap kısaca yazar olmayı kafaya koyan yirmili yaşlardaki bir delikanlının serüvenini anlatıyor. Ve en nihayetinde zor olanı başarıyor hikayesinde. Yazar olmayı.

Yazar burada kendi hayatını anlatmış. Kitaptaki en sevdiğim taraf ise diyaloglar halinde sürerken bir anda hikayeye geçiş yapıp olayları iç dünyası ile birlikte anlatması.

Eğer okumadıysanız mutlaka alıp okumalısınız. Aşk, felsefe, insan ilişkileri, insanın kendisiyle mücadelesi ve en önemlisi yazarlığın perde arkası öyküsü.

Kitaptan alıntılara pek yer vermek istemiyorum. Fakat iki paragraf benim için ayrı yere sahip. O kısımlar:

● Gece vardı allahtan,karanlık vardı, yoksa bir günün bitip yeni bir günün başladığını fark edemezdim. (sf.125)

● Onun eviydi burası, onun viranesi, parçalanmış düşü. (sf.135)

İllaki diğer bölümlerinde daha akılda kalıcı yerleri muhakkak vardır. Fakat ben diğer incelemelere ziyade bu kısımlara yer vererek okuyucunun dikkatini kitaba çekmek istiyorum.

Bir paket sigara fiyatından ucuz psikoloğa vereceğin bir seans ücretinden pahalı olmayan, yolda, evde, otobüste kısaca heryerde okuyup kafa açacak bir kitap.

Camia ile Arturo Bandini'nin hikayesi. Okurken insan özenmiyor değil hani. Melankoli ve aşk bir arada.

Uzun lafın kısası her okuyucu birşeyler bulacaktır kendinden. Yeter ki okuma zahmetine girsin. Tavsiye bizden efenim. Gerisi size kalmış...

Jackson Darkice, 1984 inceledi.
 19 May 01:13 · Kitabı okumayı düşünüyor · Puan vermedi

Tavsiye üzerine aldığım bir kitap. Arka yazısından içeriğini az çok tahmin edebiliyorum. Kesin okunması gerekir çünkü bu yazıda belirtilen kabus maalesef gerçek oluyor. Biz insanlık bugün bir şeyler yapmassak ilerde yapacak bir şeyimiz kalmayacak. İleride evlatlarımız olacak ve onlara güzel bir dünya bırakmak isteriz elbet. Şuan bile geç kalmış sayılsakta illaki bir şeyleri farkına varıp birlik ve beraberlikle önce kendimiz sonra insanlık adına güzel işler başarabiliriz. Dünyayı daha yaşanılabilir bir yer haline getirmek kısmende olsa bizim elimizde. Bunun içinde aklımızı başına alıp, farkında olmak, araştırmak ve sorgulamak lazım.

Acapella Mellon, Yerdeniz Büyücüsü'ü inceledi.
18 May 21:04 · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Yakın bir arkadaşım Ursula Le Guin hayranı. O yüzden ne zamandır okumayı düşünüyordum ve bu kadar geç okuduğuma pişman oldum. Keşke o ölmeden önce tanışmış olsaydım onun satırlarıyla. Ne fark eder ki derseniz bunu açıklayamam sanırım. Başka çok sevdiğim bir yazar olan Tolkien için böyle hissetmiyorum ama. Çünkü zaten o hayattayken benim onun kitaplarını okuma ihtimalim yoktu. Ama Le Guin'in kitapları hep kitaplığımdaydı, gözümün önündeydi ve sürekli erteledim, o öldükten sonra da hevesimi mi kaybettim artık ne olduysa bu zamana kadar erteledim ama iki gün önce yeter bu kadar erteleme dedim ve başladım.
Kitapta ilk farkettiğim şey isimlerinin önemi oldu ki Bay Rothfuss sanırım bundan biraz etkilenmiş dedim ve bu biraz moralimi bozdu çünkü Kral Katili Güncesi benim için tamamen yeni ve özgün bir dünyaydı. Ama yine de Rothfuss'un isimleri öğrenme mantığını ve üniversitesini daha çok sevdim. Evet, Le Guin'in okulu bana hiç sıcak gelmedi. Orayı hiç okul gibi düşünemedim. Hogwarts gibi bir yer bekliyordum ben sanırım. Ged'i hiç öğrenci gibi düşünemedim orada.
Ged'in bu kadar çabuk her şeyi öğrenmesini, düşmanını bu kadar çabuk yenmiş gibi görünmesini de - yıllar aldığını biliyorum ama sadece Ged bunu söylediği için yoksa bir ayda olmuş bitmiş gibi geldi bana her şey- pek tatmin edici bulamadım.
Konu güzel aslında ama bunun bu kadar kısa anlatılması ben de hayal kırıklığına sebep oldu. Bu kitabı kapattıktan sonra daha net bir şekilde anladım ki ben sürekli olaylar dönmesini, karakterin oradan oraya koşturmasını pek sevmiyorum. Bunlar illaki olacaksa bu olayların, karakterlerin ve duyguların uzun uzun betimlenmesini istiyorum. Bu kitapla sürekli Kral Katili Güncesini karşılaşırdım. İkisi de sürekli isimlerin öneminden bahsettiği için hemen bir bağ oluşmuştu zaten kafamda bir de ikisi de bir kahramanın kahraman oluş hikayesini anlattığı için . Ve ben Rothfuss'un dilini daha çok sevdim çünkü Kvothe'un ne hissettiği bana tam olarak geçiyordu. Onunla üzülüp, onunla korkuyordum. Ama Ged'in dünyasına giremedim bu yüzden hikaye beni derinden etkilemedi ve bende bir iz bırakmadı.
Yine de devam kitaplarını okumayı düşünüyorum çünkü akıcıydı. Bu yoğun günlerde aklımı pek yormadı.

Merve Kaya, Kavim'i inceledi.
18 May 20:55 · Kitabı okudu · 6 günde · Beğendi · Puan vermedi

Ahmet Ümit ile ilk tanışmamız bu kitapla oldu. Daha önce de tanışabilirdik pek tabii ama bir yerde popülarite varsa ben olmuyorum genelde. Bir yazarın kitabı çok satanlara girmişse raflarda, yanına da yeni yetme bir yazarın ergence aşk hikayelerinin anlattıkları kitapları diziyorlarsa bir türlü o kitabı almaya gitmiyor elim. Bunda böyle bir huyumdur affedin Nevzat Başkomserim. Elimden bırakmak istemediğim bir kitaptı. Film izler gibi okudum. Çok akıcı fazlasıyla sürükleyiciydi. Metroda kitap okumayı sevmem genelde çünkü evimle işim arası toplamda 15 dk sürmekte. Kitabın kapağındaki haçı gören amcaların “Nıç nıç nıç şu mübarek ramazan gününde okuduğu kitaba bak müslümanlara hiç mi saygınız yok” serzenişlerini duymazdan gelerek metroda sayfaları üst üste bindirerek okudum. Bitsin artık katili bulalım başkomserim diye sızlanırken, bittikten sonra ulan ben şimdi ne okuyacağım telaşına girdim. İnanmazsınız belki o metro ve ev arası yolu koşarak yürüdüm nöbet yorgunluğunu bir kenara bırakıp artık kitabıma sarılayım diye. Son kalan iki yüz küsür sayfamı uykusuzluk aklıma bile gelmeden okudum. Dünya kadar bilgi yüklemişti yazar efendi ve ben onları okurken hiç sıkılmadım. Büyük ustalık helal olsun diyorum. Her karakteri kafamda bir analize soktum ve illaki tahmin edeceğim o katili diyerek kitabı bitmeme yakın katilin bambaşka bir insan olması ayrıca şaşırttı. Tam çözülecekken araya giren bambaşka olaylar, tamam buldum derken seyri değişen olaylar... Keşke daha erken tanışsaymışız diyebiliyorum sadece.

Yani diyeceğim şu sevgilim: Bir ara kendine gel, Ben zaten sendeyim, Karşılaşırız illaki.