Söğüt... Çimende en alçak gönüllü, mûnis-i can
(...)
Değil semaya, onun hep zeminedir meyli!
Sever tevazuu, hâkîlik ondadır ezelî!
Şu yer, bu yer diye seçmez bu toprak üstünde!
Sever sulak yeri, hatta sever kurak yeri de!
(...)
Uzun uzun beni bazan söğüt düşündürüyor.
Evet düşündürüyor, anlamak şu hikmeti zor:
İşit de şaş, kömüründen barut yaparlarmış!
Onun da, gül gibi, bağrında bir ateş varmış!