BAZEN ZİHNİM BANA, bir sürü pencere açılmış bir bilgisayar ekranı gibi geliyor. Masaüstü darmadağın. İçimde mecazi bir çarkıfelek dönüp duruyor. Bana ket vuruyor. O pencerelerden bazılarını kapamanın, dağınıklığın birazını çöp kutusuna sürüklemenin bir yolunu bulsam düzeleceğim. Ama hepsi de o kadar gerekli görünürken, içlerinden hangilerini seçmeliyim? Dünya bu kadar aşırı yüklüyken, zihnimdeki aşırı yüklenmeyi nasıl durduracağım? Bizler her şeyi düşünebiliriz. Bu yüzden zaman zaman kendimizi her şeyi düşünürken bulmamız gayet normal. Bazen kendi hayrımıza ekranları kapayacak cesareti bulmamız gerekebilir. Yeniden bağlantı kurabilmek için bağlantıyı kesecek cesareti.
Kur'an'a göre, şeytanın insan karakterini ifsat edici vesveselerine karşı müminlerin imandan sonraki en güçlü silahının da tevekkül olduğu belirtilmektedir: "Gerçek şu ki; şeytanın, inanan ve yalnız Rablerine tevekkül eden kimseler üzerinde bir hâkimiyeti yoktur." Kur'an'a göre tevekkül her türlü yeterlilik ve yetkinliğin en önemli unsurlarından biridir.
Feraset gözüyle müşahede edilen hakikatler insanın gönül dünyasındaki süfli ayak bağlarını çözer ve şüpheleri ortadan kaldırır. Böylece kalp uyanır, incelir ve sâfileşir, daha önce hiç tatmadığı manevi hazları tatmaya, en üst düzeyde hakka karşı bir ünsiyet duymaya başlar. Muhakkik bilginlerce "vecd" olarak isimlendirilen bu manevi hal kalbi temizleyici fonksiyonları sebebiyle karakter inşasında önemli bir yer tutar.