Bazı günler kendimi kahvaltıdan önce on beş kere sosyal medyaya bakmamaya ikna etmek, Kuzey Kore'yi nükleer silah programından vazgeçmeye ikna etmekten daha zor geliyor.
Plakları ve kompakt diskleri pek özlemiyorum ama yüz yüze görüşmeleri özlüyorum. Facetime görüşmelerini değil. Skype görüşmelerini değil. Yağmurda, çamurda dışarı çıkıp aramızda havadan başka bir şeyin olmadığı biriyle gerçekten konuşmayı.
Modern dünyanın en büyük paradoksu bence bu. Birbirimizle fazlasıyla bağlantı hâlindeyiz ama kendimizi soyutlanmış hissediyoruz. Modern yaşam gitgide artan aşırı yüklemesi ve karmaşıklığıyla yalnızlaştırıcı olabiliyor.