Hediye eden kişi 'ince bir kitap olduğuna bakma, ben dönene kadar ancak bitirebileceksin, böylelikle ne zaman gidip geldim fark edemeyeceksin.' demişti. Ben çok daha kısa bir sürede bitirdim.
Zorluk kısmına baktığımızda en çok dikkatimi çeken, yazarın üslubu. Kullandığı kelimeler, ithamları bazı noktalarda okuyucuyu sarsabiliyor, şaşkınlığa düşürebiliyor. Hitap ettiği kişi küçük adam; kendi fikri olmayan, gerçekleri göremeyen/görmek istemeyen, kulaklarını tıkayan, kendini yüceltmek yerine efendilerini yücelten, kendi benliğini oluşturmaktan aciz kişi. Bu kişi komşunuz, iş yerindeki arkadaşınız, iktidarda söz sahibi bir kişi, belki ev sahibiniz veya belki de sizsiniz. Sayfaları çevirdikçe küçük adam değişiyor, ama yaptığı yanlışlar hep baki kalıyor. 'Ne denli az kavrarsan, o denli çok saygı göstermeye hazırsın.' Günümüzdeki olaylara ve kişilere adeta ışık tutuyor.
Kitapta en çok hoşuma giden kısım, yazarın küçük adamlara ne kadar kızgın olursa olsun, onları sözleri ile ne kadar hırpalarsa hırpalasın, öğretici tavrından vazgeçemeyişi. Bir bilim insanından beklenmeyecek psikolojik şiddet içerikli üslubuna kontrast, doğru yolu gösterme arzusundan kopamaması beni oldukça etkiledi.
Hayatta saf mutluluğu aradığım, acı ve mutsuzluklardan kaçma eğilimi gösterdiğim bir zamanda hediye edildi bu kitap. Bilmiyorum hediye eden kişinin amacı bunun imkansızlığı ile yüzleştirmek miydi beni ama, kitapta ki şu söz 'hayatta mutluluk dileniyorsun, ama güvence senin için daha önemli, hatta bunun bedeli, bütün yaşamın boyunca baş eğmek bile olsa.' Cok doğru zamanda çıktı karşıma.
Uzun süredir hayatımda stabil bir seviyede seyir gösteren stres, kaygı bozukluğu ile mücadele ediyorum. Stres yaşamımı büyük ölçüde etki etmeye başladı. Sırf daha fazla acı çekmemek adına, hiçbir şey yapmak