Adarr İlonn

Adarr İlonn
@ilonn
142 okur puanı
Nisan 2016 tarihinde katıldı
... şu yeryüzünde her şeyin bir dermanı vardı. Taşı toprağa çeviren rüzgar, yenmeyen sert armudu olgunlaştırırdı. Ama çiğ insanı gün yirmi dört saat güneşin önüne dik, olgunlaşmazdı. Rüzgara dik, rüzgara set gerer, ağaç fidesini seyret desen, kökünden koparıp atardı. İnsanı Mevla'nın ilacı, sözdür. İnsan sözün hikmetine varmadığı sürece dünyayı ateş gibi yakar, kavurur.
Sayfa 199 - İletişim Yayınları
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Garibiyim insan bilirim, gözüm kör değil, fukara bilirim, hükümetin fermanı değil, hak bilirim, bin kez vursan kelepçeyi Garibi'nin sazına, bir çığ gibi büyür gene gelirim...
Sayfa 194 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Şu Anadolu'da insanlar ağıt yakmışsa korkmak lazım, değil Ankara'daki hükümet, ağıt yaktı mı bir ana yavrusuna, yedi düvel ötedeki hükümetler dahi korkmalı, öyle korkmalı ki, ağıdın düştüğü toprakta ne yaparsan yap hükümetin hükmü yerine ağıdın hükmü geçerdi
Sayfa 191 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Has ozan zaten şelpeyle çalarmış. Has ozan tele pena vurmazmış, eti telleri hissetsin diye parmaklarını şelpe yapıp vururmuş, ozan dedin mi zaten ruhuyla saz çalar, parmaklar her tele gittiğinde tını şelpe parmakların ucundan derinin altına hücum etmeliymiş. Buna rağmen has ozan dünyanın acısını dillendiremiyorum diye çok üzülürmüş, sazını vurup yere kırmak istermiş acıya derman olamıyor diye.
Sayfa 81 - İletişim Yayınları
Edebiyat
Şu yeryüzünde en çok, elini eteğini bu dünyadan çekmiş insandan korkacaksın. En çok, kendine bir dünya kuran, kurduğu dünyanın içinde oturan adamdan korkacaksın. Biri kaldırıp alsa onu içinde oturduğu bu dünyadan, işte o zaman taş taş üstünde kalmaz. Dünya yeniden kaynar, bin cevher birbirine girer, girer de bu öfkeyi dindirmek için bin yıl dur durak bilmeden kaynar. Öfkenin yeniden sakinleşmesi için aynı yeryüzü gibi bin yıl bir bulgur kazanı gibi kaynamalı, bakır yeniden bakıra, tunç yeniden tunca, demir yeniden demire ayrılıp soğumalı; ama öfkenin düştüğü yüreğin dinmesi için, öfke dizlerine vurmalı. Öyle dizlerine vurmalı ki, nasıl kumda ot bitmezse, öfkenin düştüğü yerde canlının zuhur etmediğini görmeli insan evladı. Öfke ancak dindiğinde görür, düştüğü yerde hayatın bittiğini, öfke dinmeli ki, insan yeniden merhamet toprağına kavuşmalı.
Sayfa 80 - İletişim Yayınları
Edebiyat