Kimse kimseyle konuşmaya, kimse kimseyi dinlemeye cesaret edemediğinden, herkes sürekli birbirinden kaçıyor, ailelerin içinde bile kimse kimseyi tanımıyor.
Herhangi biri, herhangi bir zaman, genellikle bilmediği bir nedenden dolayı kendini bir hapishanede ya da bir kampta bulabilir. Çoğunlukla fikirleri yüzünden de değil, daha çok onu oraya gönderecek gücü olan birinin canını sıktığı için.
Tıpkı diğerlerine benzeyen, sıradan biri olsa da, asla, ama asla diğerlerine benzemiyor. Gerçi, diyorlar ki ciğerleri havayı alıp verirken olağandışı biçimde fazla oksijen üretiyormuş. Kalbi büyükmüş de, ortalamanın üstünde bir çapa sahipmiş de, ritmi yavaşmış da, konuşup duruyorlar. Ama Prag’da sırf bunun için bir araya gelen teknik bir tıbbi kurul bütün bu dedikoduları yalanlıyor, hiç de öyle olmadığını, Emil’in normal biri olduğunu doğruluyor, sadece iyi bir komünist o, ve işte farklılığı yaratan da bu.