Kendimizi gizleyerek yaşıyoruz ama kitaplardaki karakterler yaşamak için kendilerini açığa vurmak zorundalar. Bu yüzden onların açığa vurduklarından bizim sakladıklarımızı görüyorum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İşte bu tür yanılgılardan kurtulmmak için yazarlara ihtiyacımız var çünkü onlar acıyı bizim yerimize dile getiren kişilerdir. Sıradan insanlar olarak zayıflıklarımzı ortaya çıkarmaktan ya da hor görülmekten korktuğumuz için kendimize sakladığımız mahrem yalanlarımızı, yazarlar doğal bir şekilde açığa çıkarırlar.
Biz, anlaşılmak için kitap okuruz. Aşk karşısında o güzel iki aşığın dilediği şey, sevdikleri insanın onların içinde acılar taşıyan birer insan olduğunu görmesidir. İşte biz de sevdiğimiz kişiden bunu bekleriz. Bu yüzden, bir erkek bir kadını kucakladığında, kendimizi anlaşılmış hissederiz.
Özellikle de fazasıyla güzel iki insan aşık olduğunda, birbirlerinde ne bulacaklardır? Daha doğrusu, dışarıdan kusursuz görünseler de içleri yaralarla doluyken, partnerlerinin kendilerinde ne görmesini umacaklardır? Romanın cevabı nettir: yaralar... Aşkın özü, diğerinin yaralarına derin bir empatiyle yaklaşmaktır.