Yûsuf ile Züleyha... Neredeyse 1 yıldır kitaplığımda duran bir kitaptı. Çoğu zaman niyetlensemde okumak için bir türlü başlamak nasip olmamıştı. Her nasibin vaktine esir olduğu gibi her kitabında okunacak doğru bir zamanı var. Tam zamanında okuyup bitirdiğim, aslında sayfa sayısı olarak kısa olsada cümleleri üzerinde uzun uzun düşünmeme neden olan bir kitap.
Sadece Yusuf’un sadece Züleyha’nın değil kurdun, Yakub’un, Firavun’un, zindanın ve hatta aynanın bile derinlere inildiğinde bir hikayesinin olabileceğini anladım bu kitap ile.
Yazarın edebi dili o kadar güzel ve şiirsel ki neden daha önce okumamışım pişmanlığı yaratıyor. Herkes bu kadar yoğun edebilikten hoşlanır mı bilemeyeceğim, ama şiddetle tavsiye ettiğim kitaplar arasına ekledim. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar.
“Yûsuf’un gömleği gün gelir, kurt parçaladı, der de bırakırlar Yakub’un kucağına. Yûsuf’un gömleği, gün gelir asarlar Mısr’ın kapısına. Züleyha’nın yazgısına vesile Yûsuf’un gömleği, Yûsuf’un gömleği biraz da bu hikaye.”
Nazan Bekiroğlu
Züleyha gecesinin güzelliğini sererken Yusuf’un gözlerinin önüne, Yusuf da insandı. İstek, insanın zaafıydı. Ama: Rabbim, bana istememeyi isteyebilmeyi nasib et. Her şeyin kalpte başlayıp kalpte bittiği mevsimde, her şeyin kalpteki rengine göre isim aldığı yerde Yusuf bu duasındaydı.