eda

eda
Hukuk
162 okur puanı
Kasım 2016 tarihinde katıldı
Werther Salgını
Puan vermedi·126 syf.·
2020 21. kitabı
Goethe’nin en çok ses getiren eseridir Genç Werther’in Acıları. Eserin içeriğinden bahsedecek olursam bu eser soylu sınıfının her zamanki yaşantısından bunalan bir gencin yaşadığı yere nazaran daha sakin bir yere taşınması ve oradaki hâkimin kıza âşık olmasını anlatır. Ana karakter Werther, romanın akışını hayali arkadaşı Wilhem’a yazdığı mektuplarla sağlar. Bu mektupların içerisinde sadece aşka dair duygular değil, gündelik yaşantıya dair, insanın içsel problemlerine dair hepimizin kendini bulacağı cümleler yer almaktadır. Werther bir yandan imkânsız aşkıyla cebelleşirken öte yandan zihnindeki düşünceler ile savaş halindedir. Aşkının imkânsız olmasını nedeni sevdiği kadının tanıştıklarında nişanlı, daha sonraları ise evli olmasıdır ve verilen sözler, ahlaklı olmak her şeyden önemlidir. Başlarda karşısındakinden hoşlanma olarak başlayan duygular ikilinin bir arada bulundukları süre boyunca pekişerek Lotte için acıma duygusu ile karışık bir sevgiye, Werther için ise sevginin doğurduğu acıdan güç aldığı amansız bir hastalığa dönüşür. Toplumun ahlaki değerlerini ve aile dostu olarak gördükleri bu insanları üzmemek adına Werther bir süre onların bulunduğu yerden uzaklaşsa da artık nereye giderse gitsin Lotte’dan bir saniye bile ayrı olamayacağını anlayarak geri döner. Werther’in duyguları şiddetlendikçe aşk ile dostluk arasındaki sınırı aşmaya çalışır ve karşısında duvar gibi bir Lotte bulur. Werther artık ikisi için bir yol olmadığını anlayarak ve bu soğukluğa katlanmasının zor olduğunu kabullenerek bir mektupla Lotte’a veda eder ve intihar eder. Yazarın kariyeri açısından iyi yönde ses getirmesiyle birlikte birçok eleştiriye de maruz kalmıştır. Bunun nedeni dönemin Almanya’sında gençlerin bu eseri okuduktan sonra roman karakterinin öldüğü gün giydiği kıyafetlerine benzer
Edebiyat
Genç Werther'in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024149,9bin okunma
Reklam
Bir Yusuf Masalı
Puan vermedi·125 syf.·
2020 18. kitabı
Yusuf’un masalı. Ama öyle alışıldık bir Yusuf masalı değil. Yazar “Şunu da sor Yusuf’un masalı neden Yusuf’la başlamıyor?” diyor. Aslında bu hikaye de Yusuf’la başlıyor ancak bizim o kıssadan hisselerde anlatılan alışık olduğumuz Yusuf değil. Cinlerin arasında yaşasaydı belki daha mı iyi olurdu diye düşünülen, kaçırılması sonucu hünkar olan değil de her ne kadar normal bir insan olarak yaşamasa bile herkes gibi telaşları, yorgunlukları olan ama güzelliğinden bu hikayede de hiçbir ödün verilmeyen bir Yusuf. Yusuf’un hikayesi her halükarda okunmaya değer, her zaman güzel. İsmet Özel’in ise sözcükleri kullanışı çok güzel. Bilmediğim yeni yeni kelimeler öğrendim. Hatta benim anlamını unutup defalarca sözlüğe baktığım kelimeleri çok güzel bir şekilde kullanmasına da imrendim. Altını çizdiğim pek çok yer oldu. Tek seferde okunup sindirilecek yerler değil, okudukça farklı anlamlar içeren sözler. Keyifle okunabilecek, insanı bazı kavramlar üzerinde düşünmeye zorlayan bir kitap. Okumak isteyen herkese keyifli okumalar. Birde yazarın kendi sesiyle bu şiiri okuduğu bir video var. Zaman zaman açıp dinlemesi keyifli oluyor. Merak edenler için onu da şöyle bırakıyorum: m.youtube.com/watch?v=tGcaWpn...
Edebiyat
Bir Yusuf Masalıİsmet Özel · Şule Yayınları · 20122,848 okunma
Hasretinden Prangalar Eskittim
Puan vermedi·184 syf.·
2020 16. kitabı
Eskiden hapishanelerde ağır cezalı mahkûmların ayaklarına takılan kalın ve ağır zincirlere pranga denirmiş. “Hasretinden Prangalar Eskittim” başlığı ile şair sevgisini ağır bir cezaya benzeterek çok güzel betimlemiş. Bitmek bilmeyen ve her seferinde yenilenecek bir sevda.. Ahmed Arif’in bu kitabı şairin hayattayken yayınlanan ilk şiir kitabıdır. Gerek kullandığı dil, gerekse şiir yazış tarzı tamamen kendine hastır. Yaşadığı yerin, dönemin, Türkiye’nin siyasi durumunun etkisiyle yazmış, kısa zamanda adı toplumcu-devrimci şairler arasında yerini almıştır. Şairin şiir kitabı ve şiirleri hakkında birçok dergide eleştiriler yapılmıştır. O eleştirilerden bazı kesitler okumak Ahmed Arif’in şiirini daha iyi anlamamızı sağlayacaktır. Cemal Süreya onun şiiri için şunları söylüyor: “Uyrukluk tanımayan, yaşsız dağları "âsi" dağlan. Uzun ve tek bir ağıt gibidir onun şiiri. "Daha deniz görmemiş" çocuklara adanmıştır. Kurdun kuşun arasında, yaban çiçekleri arasında söylenmiştir, bir hançer kabzasına işlenmiştir. Ama o ağıtta, bir yerde, birdenbire bir zafer şarkısına dönüşecekmiş gibi bir umut (bir sanrı, daha doğrusu bir hırs), keskin bir parıltı vardır.” Şiirlerinde öyle imgeler ve anlamlar vardır ki okurken üzerinde iki kere düşünmek gerekir. Örneğin bir röportajında “ Bir ben bileceğim, ne afat sevdim.” mısrası için ben de bilirdim çok sevdim, yürekten sevdim demeyi ancak bizim oralarda mesela afat korkunç, kahredici, karşı konulmasına olanak olmayan bir bela anlamında kullanıldığı için ve şiire bir derinlik katması açısından bu kelimeyi kullandım diyor. Yine, “Dört yanım puşt zulası” dizeleri için herkes puştun ve zulanın ne demek olduğunu bilir ancak benim burada söylemek istediğimi anlayabilirler mi bilemem der. Zula genel olarak gizli yerler için kullanılan bir sözcüktür.
Edebiyat
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Puan vermedi·256 syf.·
2020 15. kitabı
Canım Şükrü Erbaş, neredeyse her eserini beğenerek okuduğum nadir yazarlardan. Bu kitabını okumadan önce kafamda ülkeye, hayata, aşka ve pek çok şeye dair düşünceler dönüyordu ancak hiçbirini toparlayamıyordum. Kitabı okudukça her bir cümlesinde aklımdan geçenlerin bu kadar derli toplu cümlelerle ve bu kadar az kelimelerle nasıl anlatılabileceğini gördükçe hayret ettim. Kitaptaki her cümle o kadar güzel ve değerli ki hepsinin altını çizmek geldi içimden. Birde denemelerin çoğu 90’lı yıllarda yazılmış ancak ne ülkeye ne de toplumun yapısına, mutsuzluğuna dair bir değişiklik olmamış hatta durum daha da kötüye gitmiş bile denilebilir. Yazarın her cümlesi günümüze bakarak onaylanabilir. Genel olarak ise bu kitap dönüp dönüp okuyacağım, okudukça yeni şeyler farkedeceğim kitaplar listesine eklendi. Merak edenlere ise tavsiye edilir :) Son olarak ülkeye ve topluma ithafen sevdiğim bir başka alıntıyı bırakıyorum buraya; “İncelik yalnızlığa dönüşe dönüşe bitmişti. Şiddetin coğrafyasında elbette gökyüzü bir lükstü ve ancak yağmur yağınca anımsanıyordu. Gittiği en büyük uzaklık evinden işi olanlara, ne aşk, ne özgürlük, ne barış anlatılabilirdi.”
Edebiyat
İnsanın Acısını İnsan AlırŞükrü Erbaş · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201813,9bin okunma
Puan vermedi·224 syf.·
2019 9. kitabı
Yûsuf ile Züleyha... Neredeyse 1 yıldır kitaplığımda duran bir kitaptı. Çoğu zaman niyetlensemde okumak için bir türlü başlamak nasip olmamıştı. Her nasibin vaktine esir olduğu gibi her kitabında okunacak doğru bir zamanı var. Tam zamanında okuyup bitirdiğim, aslında sayfa sayısı olarak kısa olsada cümleleri üzerinde uzun uzun düşünmeme neden olan bir kitap. Sadece Yusuf’un sadece Züleyha’nın değil kurdun, Yakub’un, Firavun’un, zindanın ve hatta aynanın bile derinlere inildiğinde bir hikayesinin olabileceğini anladım bu kitap ile. Yazarın edebi dili o kadar güzel ve şiirsel ki neden daha önce okumamışım pişmanlığı yaratıyor. Herkes bu kadar yoğun edebilikten hoşlanır mı bilemeyeceğim, ama şiddetle tavsiye ettiğim kitaplar arasına ekledim. Şimdiden okuyacak herkese keyifli okumalar. “Yûsuf’un gömleği gün gelir, kurt parçaladı, der de bırakırlar Yakub’un kucağına. Yûsuf’un gömleği, gün gelir asarlar Mısr’ın kapısına. Züleyha’nın yazgısına vesile Yûsuf’un gömleği, Yûsuf’un gömleği biraz da bu hikaye.” Nazan Bekiroğlu
1000Kitap
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma