Öldüğü zaman, birden onun için ağlamadığımı, fakat yaptığı şeyler için ağladığımı fark ettim. Ağladım, çünkü artık onları hiçbir zaman yapamayacak, tahta parçalarını oyamayacak, bize arka bahçede kumru ve güvercin yetiştirmede yardım edemeyecek, her zaman yaptığı gibi keman çalamayacak ve şakalar yapamayacaktı. O bizim bir parçamızdı ve öldüğü zaman bütün hareketleri bir daha tekrarlanmamak üzere durdu ve öldü. O bir bireydi. Önemli bir adamdı. Ölümünü bir türlü kabullenemedim. Sık sık o öldüğü için hangi oymacılık şaheserlerini dünyaya gelemediğini, dünyanın ne çok şakadan mahrum kaldıgını, ne kadar çok evcil güvercinin onun dokunuşlarından mahrum kaldığını düşündüm. O dünyayı şekillendirmişti. Dünya'ya bir şeyler yapmıştı. Öldüğü gece dünya on milyon güzel şey kaybetmişti.
-İktidar
+Bilgi güçten daha kuvvetlidir.
-Kesinliği belirsizlik için terk eden bir insan akıllı değildir.
+Gerçek gün ışığına çıkacak ve cinayetler uzun süre saklanamayacaktır.
-Şeytan kutsal kitabı amaçları için bir delil olarak gösterebilir.
+Bu yaldızlı bir budalayı, bilgelik okulundaki yırtık pırtık giysili bir ermişten üstün tutar.
-Fazla itiraz gerçeğin değerini yok eder.
+Bir caninin görüntüsü karşısında, cesetler bile kanar.
- Sana bir ağız hastalığı mı verdim?
+Bilgi güçtür. Bir devin iki omzunun en ucunda oturan bir cüce
Garanti isteme. İnsan, makine veya kütüphane gibi herhangi bir şeyde saklanabileceğini sanma. Kendi kırıntılarını kurtar ve eğer boğulursan, en azından sahile doğru yüzerken boğulduğunu bil.
Kitaplar bize ne tür eşekler ve aptallar olduğumuzu hatırlatmak içindir. Kitaplar, tören alayı büyük bir gürültü içinde caddede ilerlerken, Sezar'ın kulağına 'Unutma, Sezar, sen de ölümlüsün' diyen pretoryen muhafızlarıdır.