Benim sabırsız sevgim çağıl çağıl akar, -aşağılara, doğan güne ve batan güne doğru. Sessiz dağlardan ve ızdırap fırtınalarından vadilere doğru çağlar ruhum.
Pek uzun zaman hasret çektim ve uzaklara baktım. Pek uzun zaman kaldım yalnızlık içinde, böylece unuttum susmayı.
Ağız kesildim baştan aşağı ve bir derenin yüce kayalardan çağlayışı; aşağılara, vadilere fırlatacağım sözlerimi.
Varsın sevgi ırmağım ıssız maceralardan aksın! Sonunda bir ırmak yolunu bulmaz olur mu denize!
Evlilik diye ben, yaratıcılarından daha üstün olanı yaratma iradesine derim iki kişinin. Böyle bir iradeyi isteyenlerin birbirine duyduğu saygıya derim ben evlilik.
Gençsin, ve çocuk ve evlilik istersin. Ama sorarım sana, çocuk istemeyi hak etmiş biri misin sen? Sen muzaffer (yenmiş) misin, nefsini yenen misin, duygularına söz geçiren misin, faziletlerine buyuran mısın? Böyle sorarım sana ben.
Yoksa arzunda dile gelen hayvan mı, ihtiyaç mı? Yalnızlık mı yoksa? Yoksa nefsine bağdaşmazlık mı?