İçimde fokurdayan kırgınlıkların öfke nöbetlerine dönüştüğü yıllardı. Sonsuz terk edilişi kabullenişimin, bunu hak ettiğime inanarak kendimde sevilecek yan göremeyişimin getirdiği öfkeyi, bizzat kendimden tahsil ediyordum.
Gerçekten sevmek, birini her neyse tam da öyle kabullenmek, başka türlüsünü hayal bile etmemek değil mi? Onu, daha iyisini, eksiksizini düşlemeden bağrına basma yetisi. Olduğu gibi.