Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
15 dk. · İnceledi

Ahirete İman'ın Faydaları
Çocuklara der: Cennet var, haylazlığı bırak. Kur’an dersiyle temkin verir. Gençlere der: Cehennem var, sarhoşluğu bırak, aklı başlarına getirir. Zalime der: Şiddetli azab var, tokat yiyeceksin; adalete başını eğdirir. İhtiyarlara der: Senin elinden çıkmış bütün saadetlerinden çok yüksek ve daimî bir uhrevî saadet ve taze, bâki bir gençlik seni bekliyorlar. Onları kazanmağa çalış; ağlamasını gülmeye çevirir. Bunlara kıyasen cüz’î ve küllî her bir taifede hüsn-ü tesirini gösterir, ışıklandırır

Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 53 - Zehra Yayıncılık)Asa-yı Musa, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 53 - Zehra Yayıncılık)
Murat Söylev, bir alıntı ekledi.
43 dk.

"Bütün ilimlerin ve marifetlerin ve kemalât-ı insaniyenin en büyüğü imandır ve iman-ı tahkikîden gelen tafsilli ve bürhanlı marifet-i kudsiyedir.

Emirdağ Lahikası, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 104)Emirdağ Lahikası, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 104)
Mesut Altınok, bir alıntı ekledi.
1 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Ben, mahşer gününün dehşetinden başka iman, secdeden başka namaz tanımayanlardan değilim. Ben nasıl mı namaz kılarım? Bir gülü seyrederim, yıldızları sayarım, yaratılışın güzelliği, onun düzenindeki kusursuzluk karşısında büyülenirim, Rabbim'in en güzel eseri olan insanın, onun bilgiye aç beyninin,aşka aç gönlünün, uyanmış veya tatmin edilmiş tüm dugularının karşısında hayranlığa kapılırım.

Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 25 - Yapı Kredi Yayınları)Semerkant, Amin Maalouf (Sayfa 25 - Yapı Kredi Yayınları)
İbrahim Ilgaz, bir alıntı ekledi.
2 saat önce · Kitabı okuyor

"Yâ Fa'âl, Yâ Gaalib!"
Her an, her mekânda fa'âl O'dur ve işlerin başında, sonunda her yerinde galip kendisidir.

İmân ve Aksiyon, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 23)İmân ve Aksiyon, Necip Fazıl Kısakürek (Sayfa 23)
Resul, Uhuvvet Risalesi'ni inceledi.
3 saat önce · Kitabı okudu · 1 günde · 10/10 puan

.. Her insan aynı değil, olamaz da. İnsanlar birbirinden farklı olduğu gibi, görüşleri, fikirleri, düşünceleri de farklı farklıdır. Kimseye zorla bir fikri kabul ettiremezsin. Fikirlerin senin için var. Başka insanları, senin fikirlerine katılmıyor diye dışlayamazsın. Senin fikirlerin veya yaptığın mesleğin daha güzel olabilir ama, en güzel benim fikrimdir, benim mesleğimdir.. benim.. ben.. ben.. diyemezsin.

   Haklı olabilirsin ama, haklı olmak, her zaman kurtarmıyor insanı. Senin haklı olman, karşındaki insanın haksız olduğu anlamına gelmiyor. Onunla alay etmene, onu dışlamaya olanak sağlamıyor. Herkes kendince haklıdır zâten.

   Ne var ki, herkesin kendine âit fikirleri, kendine has düşünme tarzı, kişiliğine has görüşleri, aklına uygun bakış açıları var. İster katılırsın, ister katılmazsın, istersen de redd edersin.. ama küçümseyerek, dışlayarak, alay ederek yaklaşamazsın kimseye. Birinde kusur arayacaksan, önce kendine bakmalısın.. kusursuz musun? Değilsin.. kimse kusursuz değildir. Birilerine bir şeyler söyleyeceksen, söylemeden önce, kendini onun yerine koy, bin kere düşün, ona göre davran, ona göre söyle....

   Yukarıda yazılanların muhâtâbı kendi nefsimdir. Kimse üzerine alınmasın, "Acabâ bana mı diyor" diye :)

   İsminden de görüldüğü üzere mu'minler arasındaki uhuvvetten, kardeşlikten bahseden bu muhteşem kitap; Bediuzzaman hazretlerinin "Mektubat" eserinden alıntı olup, Yirmiikinci Mektubun Birinci ve İkinci Mebhas'larının broşür hâlinde neşrolunmuş versiyonudur.

   "Hak yalnız bizim tuttuğumuz yoldur, diğer yolların hepsi yanlıştır" gibi kalbe gelen şeytâni düşüncelerden sakınmak için bu kitabı okumanızı, okutmanızı cân-ı gönülden tavsiye ederim..

   Üstad, Uhuvvet Risalesiyle ufkumuza yeni yeni pencereler açıyor; mu'minler arasındaki birliğin, uhuvvetin, kardeşliğin, saygının, sevginin, ihlâsın ne olduğunu, nasıl yaşandığını öyle güzel bir üslûb kullanarak dile getiriyor ki; okudukça, ne kadar noksan kaldığımı görmemek için, "Hayır ben öyle değilim, bana demiyor, başkaları için söylüyor" gibi düşüncelere kapılsamda, nihâyetinde noksanlığımın parlak bir şekilde gün yüzüne çıkarılıp,  gözüme gözüme sokulmasından kendimi kurtaramamış ve iknâ olmaya mecbur kalmıştım desem yeridir..

  Ek olarak kitapta, "Hırs" ve "Gıybet" hakkında da çok geniş açıklamalar yer almıştır..

  Üstad, Hırsın sebeb-i mahrûmiyet olduğunu, yâni insanın bir şeyi hırs ile talep etmesinin, o şeyden mahrum kalmasına sebep olduğunu; küçük, lâkin küçük olmasıyla berâber, içinde çok büyük hakikatleri barındıran, herkesin kolaylıkla anlayabileceği misâllerle öylesine güzel izâhlar vererek isbât ediyor ki, okurken zerre kadar da olsa insanı incitmiyor, kırmıyor, dökmüyor, âsi olan nefis bile bu hakikatler karşısında teslîm-i silâh etmeğe mecbur kalıyor.

  Gıybete âit küçük bir yer var kitapta. O küçük yerde, gıybet hakkında merâk edilen her şeyden bahsediliyor. Meselâ, bu alıntıdaki gibi:

  "Gıybet odur ki: Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerâhet edip darılacaktı.
Eğer doğru dese, zâten gıybettir.
Eğer yalan dese; hem gıybet, hem iftirâdır.
İki katlı çirkin bir günahtır."

   Her ehl-i îmanın okuması, okutması gereken kitaplardandır "Uhuvvet Risalesi" .......

   Son olarak Bediuzzaman Said Nursî hazretlerinin, kendisine kardeş olarak görüp de, ehl-i îman'a hitâben söylediği, kitabın son kısmında yer alan küçük fakat kalbinin ne kadar geniş olduğunu gösteren sözlerini, sizlerle paylaşarak, incelemeyi hitâma erdirmek istiyorum..

  "Kardeşlerimden rica ederim ki:

   "Sıkıntı veya ruh darlığından veya titizlikten veya nefis ve şeytanın desiselerine kapılmaktan veya şuursuzluktan, arkadaşlardan sudûr eden fenâ ve çirkin sözleriyle birbirine küsmesinler ve "Haysiyetime dokundu" demesinler.
Ben o fenâ sözleri kendime alıyorum.
Damarınıza dokunmasın.
Bin haysiyetim olsa, kardeşlerimin mâbeynindeki muhabbete ve samimiyete fedâ ederim."

  Said Nursî

Songül Arslan, bir alıntı ekledi.
3 saat önce · Kitabı okuyor

Yusuf Sûresi / 105.Ayet

105. Göklerde ve yerde (iman etmek için) nice âyet (delil) vardır ki onlar, (ibretle bakmayıp) ondan yüz çevirerek üstünden geçerler.
Bu âyette yüce Allah, biz insanları yalnız duyu organlarıyla hareket ederek bakıp geçen varlıklardan olmamamız konusunda uyarıyor.

Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin FeyizliFeyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali, Hasan Tahsin Feyizli

Yeis, Ümitsizlik..
Asla ümitsizliğe kapılmamalıdır. Çünkü, yeis, ferd, aile ve milletlerin en dehşetli bir hastalığıdır. Bir yönüyle, acizlik ve korkudan kaynaklanır.

Ümitsizlik, hayatı anlamsız yapar ve çekilmez hâle getirir. Maddî imkânları yerinde olsa da yeise düşen insanlar, ya alkol ve uyuşturucuya, ya başka bir sapıklığa veya intihara teşebbüs edebilirler. Çünkü onlara göre hayatın mânâsı kalmamıştır artık.

İslâm ise, ruh ve kalblere huzur getirir. Yeis bu huzuru baltalar, tahrip eder, öldürür. Yeis terakkî ve ilerlemenin de en büyük ayakbağıdır.
İnsan heyecanlı ve hareketli bir fıtrata sahiptir. Bunu ise ancak ümitle kazanır. Yeis ise ümidi öldürür, heyecan ve hareket bırakmaz insanda.
Tembellik de yeis bataklığında yaşar.
Toplum hayatını alt üst eden yeis, ferdi, toplumu düşünmekten koparıp, şahsî menfaatlerine yöneltir.

Yeis bir mânâda, rahmet-i İlâhîyi de suçlamak demektir. Allah’ın sonsuz gücüne, yardımına, esirgeyicilik ve bağışlayıcılığına güvensizliktir.

Ümitsizlik hakkında daha pek çok şey söylenebilir. Ancak mühim olan bu hastalığı tedâvî edebilmektir. Cenâb-ı Allah, Kur’ân-ı Kerîm’inde, Müslümanlara ısrarla yeis ve ümitsizlikten uzaklaşmaları îkazında bulunur:

“Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz.” (Zümer Sûresi, 35.)

Bunun yanında doğrudan, yahut dolaylı olarak yüzlerce, binlerce âyet-i kerîme ümidi aşılarken, yüzlercesi de ümitsizliğe düşmemenin yollarını gösterir.

Elbette sonsuz gücü, sonsuz hikmet ve kudreti, sonsuz merhameti bulunan bir Rabb-i Rahîm’e inanan bir Müslüman, asla ümitsizliğe düşmez. Üzüntüsü yeise dönüşmez, inançsızlarınkine hiç benzemez.

Yeisin önemli bir ilâcı, kadere imân olduğu için mü’min üzüntüde de ölçülü olur. O bilir ki her şey kader ile takdir edilmiştir. Kaldıramayacağı hiçbir yük yüklenmemiştir.
Unutmayın:

- Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. (Münâzarât, s. 30.)

- Yeis; ümmetlerin, milletlerin “seretan” (kanser) denilen en dehşetli bir hastalığıdır. Ve kemâlâta mani ve “Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz!” hakîkatine muhaliftir.

- Yeis, en dehşetli bir hastalıktır ki, âlem-i İslâmın kalbine girmiş.
- Yeis mâni-i her kemaldir. “Neme lâzım, başkası düşünsün” istibdadın yadigârıdır.
- İnsanları canlandıran emeldir, öldüren yeistir.
(Mektûbât, Bediüzzaman Said Nursî, Yeni Asya Neşr., s. 447.)


(Alıntı)

Şeyma, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

“Ey gaflete dalıp ve bu hayatı tatlı görüp ve ahireti unutup dünyaya talip bedbaht nefsim!”

İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 65 - Zehra yayıncılık)İman ve Küfür Muvazeneleri, Bediüzzaman Said Nursî (Sayfa 65 - Zehra yayıncılık)