Necip Fazıl'ın Çile'si, yalnızca şiirlerden oluşan bir kitap gibi okunmamalı; bir ruhun arayışını, sarsıntılarını ve hesaplaşmasını taşıyan bütünlüklü bir dünya olarak görülmeli. Kitapta dil keskin, duygu yoğun, fikir ise sürekli hareket halinde.
Bu eserde beni en çok etkileyen taraf, şiirin sadece estetik bir söyleyiş olmaktan çıkıp insanın içindeki boşluk, korku, iman, zaman ve ölüm gibi büyük meselelerle yüzleşme alanına dönüşmesi. Necip Fazıl, kelimeleri süslemek için değil, insanın derin yerlerine dokunmak için kullanıyor.
Çile, hızlı okunup kenara bırakılacak bir kitap değil. Bazı şiirler yeniden dönmeyi, bazı dizeler ise uzun süre susup düşünmeyi istiyor. Şiirin fikirle, fikrin de iç sancısıyla birleştiği güçlü bir eser.