Devrimlerin kendi itici güçleri oluyor; bir kez akıntıya kendini bırakınca sürüklenip gitmemek çok zor. Devrim ulusların girdiği sağlam bir kapıdan ziyade, önündeki her şeyi silip süpüren fırtına misali bir kuvvet.
…. Çünkü Monsenyör Demetrius Aldous, başkanlık sarayının tam ortasında görmüştü ihanetin yüzünü, egemenliğin koruyuculuğunda serpilenlerin dalkavukluğunda, rezilce uşaklığında o doymak bilmez hırsı görmüştü, öte yandandan yoksullarda başka tür bir aşka tanık olmuştu, hiç kimseden bir şey beklemediklerinden, başkandan da bir şey beklemeyen bu yoksullar, elle tutulur bir bağlılık besliyorlardı ona, ancak Tanrı’ya göstermelerini isteyebileceğimiz su götürmez bir bağlılık…