Pulitzer ödüllü “Dönüş”, Libya asıllı Amerikalı yazar Hisham Matar’ın kendi hayatından süzülen sarsıcı bir anlatı, bir evlada, bir memlekete ve kayıp bir babanın gölgesine yazılmış uzun bir ağıt gibi… Çok uzun zamandır bir kitabın beni böylesine ağlattığını hatırlamıyorum. Ben zaten duygusal biriyim, kolay ağlarım; ama bu satırlar öylesine sarsıcı bir etki bıraktı ki, kayıtsız kalmak çok zor.
Belki de bu yüzden beni bu tarz kitaplar her zaman daha çok etkiliyor. Savaşın, yokluğun, coğrafyanın yarattığı korkuların olduğu dünyaları okurken, onlarla empati kurmak, sanki ben de o hisleri yaşamışım gibi hissetmek… Bu kitap da tam olarak bunu yaptı.
Matar, Kaddafi rejiminin önemli muhaliflerinden biri olan babası Cebelle Matar’ın hapiste kaybedilmesinin izini sürmek için yıllar sonra ülkesine döndüğünde, biz okurları da kendi belleğinin karanlık koridorlarına doğru yolculuğa çıkarıyor. Bir yandan şimdiki zamanın dönüş hikayesine tanıklık ederken, bir yandan da geçmişin kanlı, acımasız ve paramparça gerçekliğine geri dönüyoruz.Ama bu karanlığın içinde, Matar’ın kalemi bize sürekli ışığı işaret ediyor, sevgi, dayanışma, cesaret, insan kalabilmenin direnci… Diktatörlüğün gölgesinde yaşamış ama kendileri olmaktan vazgeçmemiş insanların sessiz ama görkemli direnişleri kitabın en güçlü damarlarından biri.
Vicdanın sesi, bir ülkenin insanın üzerinde bıraktığı görünmez izler… Matar bütün bunları, bazen tek bir cümleyle insanın içine kazıyarak anlatıyor.Matar’ın anlatısı aynı zamanda bir hafıza çalışması. Libya’da Kaddafi döneminde yaşananlara dair bilgim kitabı okudukça derinleşti toplumsal travmaların bireyin hayatındaki yansımaları, devlet şiddetinin bir ailenin kaderini nasıl paramparça edebileceği çok berrak bir dille gösteriliyor.Dönüş”, kayıpların ağırlığını omuzlarımıza