• Gerçeğin bazen ne kadar zalim olabildiğini görmek inanılmazdı. İnsan sadece hayranlık duyuyordu. Genellikle kendimize inanarak ortalıkta dolanıyorduk . “Ben iyiyim,” diyorduk. “İyiyim...” Ama bazen gerçek karşınıza dikiliyordu ve kurtulamıyordunuz. İşte öyle zamanlarda bazen bunun bir cevap bile olmadığını, aslında bir soru olduğunu anlıyordunuz.Şimdi bile, hayatımın ne kadarının inanılır olduğunu merak ediyorum...🧡
  • 520 syf.
    ·8 günde·Beğendi·9/10
    Jack London ~Martin Eden
    Herkese merhaba
    Çok güzel bir kitap ile karşınızdayım.
    Kitap herkesin de bildiği gibi yarı otobiyografik bir roman. Kitaba başlamadan evvel çevirmenin on sözü ile birlikte bunu öğreniyoruz. Kitabı ve aslında Jack London'un düşünce tarzını kavrayabilmemiz açısından küçük küçük sayılar iliştirip kitabın arkasında notlar tutmuş. Bence çok güzel bir şeydi. Hee ben okudum mu? Valla 145 tane not vardı ilgimi çekeni okudum gerisini okumadım. Benim en çok merak ettiğim kısım hayatıyla ne kadar paralel gittiği idi. Sorularımın cevabını aldım. O bakımdan yararlı oldu.

    Kitabın konusu kısacası Martının aşk için eğitimsiz bir kişiyken kendi çabaları ile yazara dönüşmesini, bu uğurda çabalamasını anlatıyor. Kitapta Martin Eden'in azmine hayran kaldım! Eğitim almayarak sadece okuyarak eğitim almış insanlardan daha fazla bilgiye sahip olması kendini geliştirmesi, kendini istediği alana yönlendirmesi, istediği şeyleri bilmesi o yönde gelişmeye çalışması inanılmazdı cidden. Öğrenme azmine aşkına bayıldım diyebilirim.

    Martin Eden'in aşık olduğu kadının onu sürekli Burjuva hayatına uydurmak istemesine sürekli değişimini kendinde büyük bir güçmüş gibi düşünmesini hiç sevmedim. O aslında kısıtlanmış düşünceleri ile anlayamaması değiştirmek istemesi beni deli etti okurken.

    Aslında kitap hakkında o kadar çok söylenmesi gereken şey var ki ama genel olarak kitap çok muazzamdı. Çok severek, beğenerek ve hayran olarak okudum desem çok doğru söylemiş olurum.Sonunun hiç böyle biteceğini düşünmemiştim.
    Bazi yerlerinde felsefi konular tartışıldığı için ben biraz sıkıldım ama onun dışında mutlaka okuyun seveceğinize eminim
  • 318 syf.
    ·3 günde·7/10
    Söylemek istediğim çok şey var, kitap fazlasıyla büyüleyici, hayatımda okuduğum en nefes kesici entrika kitabı olduğunu kabul ediyorum... Amin Maalouf'un hayal gücüne hayran kaldım.

    Haşhaşîler ve onların başlarında Hasan Sabbah, can dostu Ömer Hayyam ve sevgilisi Cihan, bilginliği temsil eden Nizânülmülk, Ermeni koruması Vartan, kadı Ebu Tâhir, Cemaleddin Afganî, deli Mirza Rıza, Terken Hatun, Melikşah, Alparslan, Tuğrul ve Çağrı Beyler... Çılgıncaydı! Her birinin kitaptaki rolü inanılmazdı, ki daha yazmadığım karakterler de var.

    Realiteden ayrılmamaya "çalışılarak" yazılmış bir kitap olduğunu da kabul etmek lazım. Bir romanı yüzde yüz sahici olarak göremeyiz tabii ki. Yazar, kurgu gereği bazı şeyleri yeri geldiğinde somutlaştırmak zorunda kalmış gibi duruyor. Gerçekte Ömer Hayyam, rubâîlerinde aşk ve şaraba tasavvufi anlamlar yüklemiştir. Amin Maalouf her kitabında kıyıya köşeye sıkıştırdığı aşkı buraya yerleştirmiş. Bu durum şeye benziyor, Fuzûlî'nin Leylâ ile Mecnûn'una...

    Hasan Sabbah, oturup araştırılması gereken ilginç bir adam... Orta Doğu'nun din anlayışı biz Türklerin din anlayışı ile kıyaslanamayacağı zaten âşikar...
    Kitapta Hasan Sabbah ve "Alamut" ile alakalı daha geniş bir yer tutulabilirdi aslında... Haşhaşîlerin ruh tahlillerini de eminim mükemmel yazacaktı. Dünyanın renklerinden uzak, mezhep esaslarına körü körüne bence "korkudan" ve biraz da "beyinleri yıkanmışlığından" bağlanmak zorundan bu kâtil halkın üstünden ayrı bir roman bile yazılabilir!

    Her ne kadar yazar, Haşhaşilerin haşiş denen Hint keneviri ile uzaktan yakından bir alakaları olmadığını savunsa da... Canları pahasına öldürme görevini yüklenen onlarca insana unutkanlık ve sarhoşluk verici maddelerin verildiği rivayetine inanmamak aptallık olur diye düşünüyorum. Kendilerini kaleden aşağı atıp parçalanmayı göze almış insanlar bunlar!

    Gerçi FETÖ veya IŞİD'in bu tür maddelere hiç ihtiyacı olmamıştı(!)

    Bilemiyorum.

    Kitabın yarısından sonrası ilk yarısı ile karşılaştırılacak olursa aralarında dağlar kadar fark var. 200'den sonra İran siyasetinin bariz sıkıcılığı ile karşılaşsanız da hayatınızda unutamayacağınız bir kitap ismi olabilir. En azından benim öyle olmuşa benziyor...
  • 136 syf.
    ·3 günde·Puan vermedi
    #kitapyorumu
    Cengiz Aytmatov ~Toprak Ana
    Herkese merhaba
    Neeee kitap okudum Bee! İnanılmazdı çok güzeldi. Baştan sona soluksuz okudum diyebilirim. @nezihkirtasiye 'den 4 al 3 öde kampanyasıyla baktım ki Cengiz Aytmatov' un kitaplarını çok görüyorum o zaman hazır kampanya varken kendisiyle tanışmak istedim.
    Tanışma kitabı olarak da Toprak Anayı seçmenin sebebi arkasıni okuduğum zaman daha çok ilgimi çekti değerlerine nazaran ve ıyiki seçmişim diyorum. Çünkü en çok sevilen kitabida buymuş.

    Kitap baştan sona muazzamdı diyebilirim. Genel olarak küçük bir köyün erkekleri savaşa gitmek zorunda kalınca geride kalanların nasıl idare ettiklerini, geçim derdine düştüklerini her ne olursa olsun ellerinden geldiği müddetçe yardım edişlerini, yaşadığı problemleri,bekleyişler, özlemi kavuşmayı hasreti, evlat acısını,anne olmayı, her ne yaşarsan yaşa ayakta durmak zorunda olduğunu anlatan bir kitaptı. 135 sayfa bir kitap fakat bence etkisi büyüktü.
    Çok etkilendiğim kısımlar da oldu açıkçası o kadar doğru ve güzel şeyler yazılmıştı ki anlatamam. Bazı yerlerde çok duygulandım. Çok acıklıydı. Kadın olmanın zor olduğu bir dönemde kadınlar o kadar büyük emek ve çaba sarf etmişler ki taktir ettim.
    Bana göre okumayan varsa zaman kaybetmeden okumalı derim beğeneceğinize eminim
    Sevgiler ️
    Kitaptan en sevdiğim alıntı ... "Ey dağların, denizlerin öbür tarafındaki insanlar,siz ki mavi göğün altında yaşıyorsunuz, savaş neyinize gerek? Ben toprağım, bana bakın! Ben herbiriniz için aynıyım ve siz benim gözümde eşitsiniz. Benim için önemli olan sizin sözleriniz değildir. Ben sizin dostluğunuza muhtacım, çalışmanıza, beni işleminize! Şaban izine bir çekirdek, bir tohum tanesi atın, size yüz katını vereyim! Evler kurun, temel olayım! Üreyin, çoğalin, hepinize güzel bir barınak olayım!
    Derinim, yuksehum, büyüğüm, ucum bucağım da yok... Hepinize yeterim ben..."
  • “GECİKME

    Paul Éluard't anarak
    Uyuyan şu insanların rüyaları adına
    Geceyi hırka gibi giyinmiş uykusuzluğun acısı adına
    Ağaçların yaprak yaprak gökyüzüne uzanmış arzusu adına
    Sokak köpeklerinin ezanla başlayan ulumaları adına
    Denizin büyük mavi karanlığı adına
    İncinmiş gururun gözyaşı adına
    Dağ başlarının mağrur ıssızlığı adına
    Nar ağaçlarının kırmızı bereket çanı adına
    Umudun umutsuzluktan ağır yükü adına
    Kalbine inanmış bütün sevenlerin muradı adına
    Yolların cezaya döndüğü uzaklıklar adına
    Yolların bağışa döndüğü yakınlıklar adına
    Saka kuşunun çembercik kuşuna söylediği şarkılar adına
    Şarabın mumla seviştiği geceler adına
    Arzusu gövdesinde kalmış ölüler adına
    Yoksulluğun uzak derin gözleri adına
    Yüzü yere düşen çaresizlik adına
    Kavuşmanın kekeme sevinci adına
    Herkesten yapılmış duvarlar adına
    Kendinden başka doğrusu olmayan büyük aşklar adına
    O ışık goncasının arzusu ve korkusu adına
    Benim kırk yıl gecikmiş avunmaz zamanım adına...
    Aşkı bir gövdeden doğuran dünya
    Sen koydun bu kalbi bu güzelliğin önüne”

    Alıntı Şuradan
    Bağbozumu Şarkıları
    Şükrü Erbaş
    Bu malzeme telif hakkı ile korunuyor olabilir.
  • 536 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Bu yazarın ilk Kayıp Kız adlı romanının filmini izlemiştim daha sonra kitabın olduğunu öğrendim ama kitabını okumadım. Karanlık Yerler’in de pdf’ini bulunca kaçırmadım ve çok beğendim. Kayıp Kız’da olduğu gibi bunun da kurgusu çok iyiydi. İlerleyişi, merakı ve yazarın hiç ip ucu vermemesi inanılmazdı. Bir süre evet durgun ilerledi ama sonundaki şaşkınlığım ve hüznüm okumaya değerdi dedim. İnsan psikolojilisi, öfkeyle neye inanmak isterse odur doğru. Bu kitapta bunun özeti aslında. Ben beğendim ve tavsiye ediyorum.
    .
    Hemen arkasından filmini de izledim o da güzeldi. Ama kitap gibi değildi.