Bir ülkü uğruna ölmek bir yüceliktir, bir alın yazısı değildir. Ülkü uğruna milyonları ölüme yollamak, yığınları şehit etmek ve onun bir alın yazıısı olduğunu sanmaksa sadece canice bir yanılgıdır.
Günümüzde çok çekici savaşın sonunu getirici düşünceler üretiliyor. Şiddete son vermeli... Şiddete şiddetle son vermeli... Bir daha kan akmaması için şimdi kan akmalı... Fakat bunun böyle olacağını kim garanti edebiliyor? Günümüzde biri diğerinie, "Tornunun yaşamını kurtarmak için sen ölmelisin!" derken bunun gerçekleşeceğini nasıl İnanabiliyor? Yeryüzünde şiddet denen çılgınlığın günün birinde sona ereceğine kim inanıyor? insanoğlunun içgüdüsünün bir meyvesi olan güç ve şiddet hiçbir zaman yok olup gitmez. Sadece değişip başka bir kabuğa girer.
Düşünce ve görüşler kalıcı değildir, insanına göre değişir. Onları yok edebilecek tek güç insanın ruhudur, kişiliğidir. Büyük düşünce ve idealler hiçbir zaman cephede gerçekleştirilmemiştir..
Cephedeki asker elindeki tüfeğin tetiğine basarken düşünmemeli şunları: "Karşımdaki asker de belki bu savaşı istemiyor, evinde karısı ve çocukları onun dönmesini bekliyor...Varoluşunu sürdürmek isteyen bir ulus ötekinden nefret etmekten bir an bile çekinmemeli. Şimdi sizlere beslenen nefreti -benim böyle duygularım olmasa da- frenleyemem. Çünkü nefret kahramanlar yaratır, zaferleri getirir..