Halk yönetiminde sistem ve plan bakımından birbirine taban tabana karşıt iki parti vardır bence. Koşullar birinin ya da öbürünün gücünü arttırır. Her birinin, zaman zaman üstün gelmesi bu yüzdendir sadece.
Her ikisinin istediği de cumhuriyettir, sanırım. Ama isteyişleri ayrı ayrıdır. Biri cumhuriyetin burjuva ve aristokrat bir cumhuriyet olmasını ister, öbürüyse hep halkçı ve demokrat olmasını. Birinin istediği bir milyonun cumhuriyetidir; o milyon ki, ötedenberi yirmi dört milyonun düşmanı, eli kırbaçlı efendisi, zorbası ve sülüğüdür. O milyon ki, yüzyıllardan beri bizim alınterimiz ve emegımız pahasına keyif içinde yan gelir yatar. Öbür partinin istediği bu yirmi dört milyonun cumhuriyetidir; o yirmi dört milyon ki, cumhuriyetin temellerini kurmuş, harcına kanını katmış, yurdunun bütün gereksinimlerini karşılamış, onu savunmuş, güvenliği ve onuru uğruna canını vermiştir. Birinci parti cumhuriyette soylu kişiler ve kaba halk ayrımını ister. Bir yanda, boğazına kadar gereksiz şeyler ve hazlar içinde bir avuç imtiyazlı olacak, öbür yanda, köle durumunda koskoca bir çoğunluk. Parti herkes için yalnız hak eşitliği, yasa eşitliği istemekle kalmaz, herkesin namusu ile rahat yaşamasını, bütün bedensel gereksinimlerinin ve toplumsal haklarının, yasalara uygun olarak, sağlanmasını, herkesin toplum içinde gördüğü iş ölçüsünde haklı bir pay almasını ister.