n

Soğuk ve sessiz tuvalette, eskiden kalma "Ya" oyu­nuna başlıyor kendi kendine: Ya hiç Luke Birader'in peşin­den gitmeseydim? Ya Dr. Traylor'ın beni almasına izin ver­meseydim? Ya Caleb'i içeri davet etmeseydim? Ya Ana'yı da­ha çok dinleseydim? Her soru beyninde zonklayarak devam ediyor. Ama başka yollara da sapıyor: Ya Willem'le tanışmasaydım? Ya Harold'la tanışmasaydım? Ya Julia veya Andy veya Malcolm veya JB veya Richard veya Lucien veya onca insanla tanış­masaydım: Rhodes ve Citizen ve Phaedra ve Elijah hiç gir­meseydi hayatıma? Ya Henry Young'lar? Sanjay? En korku­tucu sorular insanlarla ilgili olanları. En güzelleri de öyle.
Sayfa 835 - Doğan Kitap Yayınevi·Kitabı okudu
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İşte, diyor içinden heyecandan başı dönerek, Harold ona doğru yürürken bir kez daha, işte şimdi, şimdi işte. Harold elini kaldırıyor ve geceyi kapatacak sertlikte bir yumruk bekliyor, yarın sabah yatağında uyanacak ve bir süre bu anı, neler yaptığını unutabilecek. Ama aksine Harold'ın onu kollarıyla sardığını fark ediyor, onu itmeye çalışırken Julia da tekerlekli sandalyesinin üze­rinden eğilerek ona sarılıyor ve aralarında sıkışıyor. "Rahat bırakın beni" diye kükrüyor ama enerjisi tükenmekte, kar­nı aç, gücü yok. "Rahat bırakın beni" diyor bir daha ama söz­cükleri şekilsiz ve faydasız; kolları kadar, bacakları kadar faydasız, az sonra vazgeçiyor. "Jude" diyor Harold ona usulca. "Ah Jude. Canımın içi." O anda ağlamaya başlıyor çünkü ona kimse canımın içi de­medi, Luke Birader'den beri. Willem bazen canımın içi, tat­lım demeye kalkışırdı, o da engel olurdu; bu sevgi sözü onun için kirli bir aşağılanma, ahlaksızlık demekti. "Canımın içi" diyor Harold tekrar ve söylememesini istiyor, hep söylemesi­ni istiyor. "Oğlum benim." Ağladıkça ağlıyor, olduğu her şey için, olabileceği her şey için, bütün eski acılarına, bütün eski mutluluklarına ağlıyor; nihayet bir çocuk olmanın, çocukluğun bütün kaprislerini, isteklerini ve güvensizliklerini sergi­lemenin, yaramazlık yapıp affedilme ayrıcalığının, şefkat ve sevgi lüksünü tatmanın, o tabağın bitecek olmasının, bun­ca yıldan sonra bir annenin, bir babanın güven telkin eden sözlerine inanmanın, tüm hataları ve nefretine rağmen, hat­ta tüm hataları ve nefreti yüzünden özel bir insan olduğuna inanmanın utancı ve sevinciyle ağlıyor.
Sayfa 833 - Doğan Kitap Yayınevi·Kitabı okudu
Hastaneye yattığından bu yana, bir kişiyi kendisi için ya­şamaya ikna etmenin imkansızlığını biliyordu. Ama insan­lara başkaları için yaşamaları gerektiğini hissettirmenin so­runa daha etkili bir çözüm olacağını düşünüyordu; kendi gö­zünde en sağlam argüman buydu. İşin özünde, Harold'a borcu vardı. Willem'e borcu vardı. Eğer onlar onun yaşaması­nı istiyorsa, yaşayacaktı. O günlerde amacını bilemeden, bu­lanık sularda günlerini tüketse de, şimdi onlar için hayat­ta kaldığını, kendinden geçip onlar için çaba göstermesinin de gurur duyabileceği ender şeylerden biri olduğunu anlıyor. Neden hayatta kalmasını istediklerini bilmiyor; tek bildiği, onlar istediler, o da kaldı. Gitgide huzuru, hatta neşeyi bile baştan keşfetti.
Sayfa 820 - Doğan Kitap Yayınevi·Kitabı okudu
Hayatın anlamı var mı yok mu diye düşünmeyi, bir tu­zu kuru insan meselesi olarak, hatta bir ayrıcalık olarak gör­müştü hep. Kendi hayatını anlamlı bulmuyordu. Ama bun­dan da çok rahatsız değildi. Hayatının değerine dair dertleri hiç olmasa da, kendisi­nin ve daha bir dolu insanın yaşamaya neden devam ettiği­ni hep merak etmişti; bazen kendini ikna etmekte bile zorla­nıyordu, oysa daha milyarlarca insan aklının dahi almaya­cağı yokluklar, sefalet ve hastalıklar içinde yaşayıp gidiyor­du. Ama hiç vazgeçmiyorlardı. O zaman insanın yaşama ka­rarlılığı bir tercih değil de, evrimin eyleme geçiş şekli miydi?
Sayfa 820 - Doğan Kitap Yayınevi·Kitabı okudu
Willem'in onu cesur, yaratıcı, takdire değer biri olarak de­ğerlendirmesine bir türlü inanamamıştı. Willem bunları söy­lerken utanır, biri onu dolandırıyormuş gibi hissederdi. Kim­di Willem'in tarif ettiği bu insan? İtirafı bile Willem'in onun hakkındaki algısını değiştirememiş, hatta Willem'in saygı­sı azalacağına artmıştı ve bunun sebebini çözemese de var­lığından avuntu duyuyordu. İkna olmamasına rağmen, biri­nin onu değerli görmesi, hayatını anlamlı bulması ona de­vam etme gücü vermişti.
Sayfa 818 - Doğan Kitap Yayınevi·Kitabı okudu