O aylarda ne yapmaya çalıştığımı, yaşamak istemeyen bir insanı yaşatmanın ne kadar zor olduğunu düşündüm. Önce mantıkla giriyorsun (Uğruna yaşanacak bir sürü şey var), sonra suçluluk hissini yokluyorsun (Benim hatırım yok mu?), o sökmezse öfkeyi , tehditleri, yakarışları deniyorsun (Bak ihtiyar bir adamım ben, yapma bunu bana). Ama bir kere tamam derlerse, azmettirici olarak senin kendini kandırma sürecin başlıyor, çünkü ona ağır geldiğini, yaşamayı hiç istemediğini, var olmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezildiğini görüyor ve her gün kendine tekrarlıyorsun: Ben doğrusunu yapıyorum. Onu istediğini yapmaya bırakmak doğanın ve aşkın kanununu çiğnemek demek. Atlıyorsun mutlu anların üzerine, kanıt olarak gözüne sokuyorsun -Bak işte bu yüzden yaşamaya değer. Bu yüzden yaşamaya zorluyorum seni ama o bir an, diğer tüm anlan, anların büyük çoğunluğunu telafi edemiyor.