John Green

John Green

Yazar
7.7/10
4.982 Kişi
·
18.368
Okunma
·
827
Beğeni
·
21217
Gösterim
Adı:
John Green
Tam adı:
John Michael Green
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Eğitimci
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 24 Ağustos 1977
John Green New York Times bestseller'ı olmuş dört kitabın yazarıdır. Michael L. Printz Ödülü, Michael L. Printz Onur Ödülü ile Edgar Ödülü kazanmış, iki kez L.A Times Kitap Ödülü finalisti olmuştur. Ayrıca kardeşi Hank'le birlikte tüm dünyada üç yüz milyondan fazla izlenmiş bir video serisi olan Vlogbrothers'ın yaratıcısıdır. John eşi ve iki çocuğuyla birlikte Indianapolis'te yaşamaktadır.
Kimi zaman bir kitap okursunuz ve o kitap içinizi tuhaf bir coşkunlukla doldurur ve paramparça olmuş dünyanın, hayatta olan tüm insanların o kitabı okumadan tekrar bir araya gelmeyeceğini hissedersiniz. Kimi zaman da insanlara söyleyemediğiniz kitaplar vardır, öyle güzel ve nadir ve sizin olan kitaplardır ki sevginizi ilan etmek ihanetmiş gibi hissettirir.
320 syf.
·Puan vermedi
Boş vaktinde oturup saatlerce bir şey karalamak gibi bu kitap. Hani yapacak bir şeyin yoktur, psikolojin yerinde değildir, moralin bozuktur ve gerçekten kafanı bir şeyle meşgul etmek istersin ya işte o zamanın kitabı bu.

320 sayfanın tamamı israf diyebilirim. Buna olumlu inceleme yazmak mümkün değil benim için. Bu kitabı okumak yerine hayal kurmayı, müzik dinlemeyi hatta uyumayı tercih ederdim.

Argo kelimeler, saçma sapan kullanılan yanlış cümleler... Bundan ibaret sadece, benim için. Bu yazarın başka kitabını okudum mu onu da bilmiyorum. Ama eminim bu zihniyetle farklı bir şey yazacağını düşünmüyorum yazarın. Velhasıl lafı uzatmaya gerek yok okunması gereken bir eser değil benim için. Zaman kaybı kısaca. Puan vermek bile o kadar saçma geliyor. İlk aşkı bu şekilde saçmaysa aşk yaşamak daha saçma en azından bu yazar ağzından.
İyi okumalar.
320 syf.
·Beğendi·9/10
Aynı yıldızın altında bir aşk hikayesi. Son dönem edebiyatının en içten ve dokunaklı romanından biri olan ama aynı zaman da korkunç bir zeka, cesaret ve hüznün varoşsal trajedesini de anlatıyor:):)
320 syf.
GÖKYÜZÜNDE MİLYARLARCA YILDIZ VARKEN, NASIL OLUR DA AYNI YILDIZIN ALTINDA BULUŞABİLİRİZ?


Hastalık görkemli bir şey değil. Anlamı yok. Bir şeyden (kanserden) ölmek şerefli bir şey değil! (sayfa 218-pegasus) Bu alıntıyı okurken bir şey fark ettim. Çok önemli bir şey. Ben, biz kanseri hiç bilmiyormuşuz. hiç tanımamışız kanseri. Bu yüzden de kanserden ölenleri çok yad etmiyoruz. Nefes almayı çok kolay bir şey sanmışız. Size nefes almak onlar için büyük bir lütuf desem. Veya bir bacağa sahip olmak veya görmek... Yarım olmak ne kadar da korkunçmuş! Kitap bana onların acılarını bir nebze de olsa anlamamı sağladı. Ölümü bir misafir bekliyormuş gibi bekliyorlar. Hayatlarındaki insanlar (anne, baba vs.) çocuğumuz, kardeşimiz öldükten sonra hayatımıza nasıl devam ederiz diye düşünerek yaşıyorlar. Daha önce hiç bu konuda böyle detaylı düşündüğümü hatırlamıyorum. Ama bu kitap benim yaşamadığım bir hayatı anlattığından çok etkilendim.

SPOİLER


Kitap iki kanser çocuğun aşkını anlatıyor. Birbirlerine aşktan başka verecek şeyleri olmayan bu iki genç daha fazlasını verebilmek için çaba sarf ediyorlar. Biri oksijen tüpüyle gezmek zorunda diğerinin de bir bacağı protez... Acaba ölmeden önce kaç gün daha birbirimize bakabileceğiz diyerek yaşıyorlar. Üstüne üstlük kanser olduktan sonra sosyal çevrelerince soyutlanıyorlar. Ama bu haksızlık!! Yaşarken bile ölü olduklarını düşünüyorlar ki şöyle bir alıntı daha yapayım:
-Öldüğünü düşünmüyorum. Bence sadece birazcık kanserin var... (sayfa 219-pegasus) Bu da hayat mı?

Kitaba 7 puan verdim. Çünkü olaylar hızlı gelişti hem de bayaa hızlı. İlk görüşte aşk tabiri vardı kitapta ve daha tanışalı 1 ay bile olmayan 2 çocuk Hollanda ya gittiler. Bu da bana saçma geldi. Bir de pegasus yayınlarını kınadım. Şuraya alıntıyı bırakayım da anlayın neden kınadığımı:

-Beğn çiğkin değilim. Sensin çiğkin, buğnu tüplü kız. (Sayfa 212-pegasus) Ayıp vallahi. Kitabın içine etmişsiniz tek bir cümleyle. Cümlede ne demeye çalıştığını 5 dakikada çözebildim:) Tek yazım hatası bu da değildi. Ama yine de 7 puan veriyorum kitaba gölge düşüremediği için.


Kitabı okuyanlara tavsiyem çooook da bir beklenti içine girmesinler. Çünkü ben o beklentiye girdim ve sonu hayal kırıklığıydı:\ ama okunulabilir bir kitap tabii. Kitap tasarımı harika bence. Filmi de var ve izleyeyim mi diye düşünüyorum. İzlerim muhtemelen. Siz de etrafınızdaki insanların hayatlarının ne kadar farklı ve hasta insanların çoook daha farklı olduğunu unutmayın! Allah hepimize huzur, sağlık ve mutluluk versin. Keyifli okumalar:)
320 syf.
·Beğendi·10/10
Yazarın kağıttan kentler dışında bütün kitaplarını okudum.Ancak bir tek bu kitabı beğendim.Aslında beğendim demekle kalmaz bayıldım.Bir yazar kolayca karakterleri bu kadar okuyucuya sevdiremez.Ancak daha başından Hazal'a karşı bir sempati duyuyor Augustus'a da aşık oluyor.Resmen bu kitaptan duygu seli yaşadım.Aptal aptal sırıtmaktan kıskanmaya,kıskanmaktan korkuya korkudan üzülmeye üzülmekten sevinmeye ve aniden sevinmekten salya sümük ağlamaya geçtim.Sonu her ne kadar yarım bitsede bence bu kasıtlı yapılmış bir hareketti çünkü peter van houten'ın görkemli ıstırabıda yarım bitmişti.
320 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
Benim talihsiz kitabımm... Normalde aşk kitapları okumayı pek sevmem ama bu kitabın benim için her zaman önemli bir yeri vardır. Ve filminin de. John green'in esther earl'e hediye etmesi de çok incelikli.. zaten bir ilham kaynağı deriz. Yalnızca aşk değil, yalnızca kanser değil... Aşk var evet, kanser var evet ama her şeyden önemlisi hissetmek var..
Hazel grace kanser hastası. Kendi hikayesini yazmış gibi okuyorsunuz. Sadece bir hikayeyi anlatmak değil amaç, bilgi vermek, duyarlılık kazandırmak. Eğer araştırmayı seviyorsanız elbette. Bir şeyler anlatılırken felsefik bile düşündürüyor. Yani bir aşk hikayesinden beklenilmeyen bir şey.
Oldukça günümüzden bir kitap. Ama günümüzden de beklenilmeyecek bir aşk.

Kitapta var olan birçok şey gerçek değil diyor yazar kitabın başında. Ama ben kanserin değil ama böyle bir aşkın var olduğunu bilmek isterdim. Ve görkemli ızdırabın da...
Hazel ın ölmekten çok geride kötü şeyler bırakmak korkusu olduğu için var olmuş bir kurgu. Ölmeye alışınca geride kalmaya da alışıyormuş insan.
Bizim Türk aile yapısına çok uygun değil ama kanserin ayrıcalıkları işte..
Her zaman derler ki önce kitabını okuyun sonra filmini izleyin felan. Ama bu kitap için böyle bir şeye ihtiyaç yok. İkisinden de büyük zevk aldım. Bazen kitabın da şu olsaydı dedim bazen filmin de. Tamamen aynı değil. Ama ikisinin de apayrı güzellikleri var. Filminde bu kadar çok edebî alıntı yoktu.
(Bazı kanserler kimsenin elinde olan bir şey değildir. Özellikle de çocuklar için. Bence bu kitaptan da yola çıkarak daha güzel bir dünya sağlayabiliriz onlara. Kanserli insanlar el bombası değildir diyebilmeliyiz. )
Çok farklı cümleler var. Metaforik bağlantılar var. Yani bir cümleyi okuduğunuzda birçok yere ait tutabiliyorsunuz. "ACI HİSSEDİLMEK İSTER".
Özet vermeyi, şu şu insanlar var demeyi sevmiyorum. Sadece neden okumalıyızı cevaplamak niyetindeyim. Alıntı yapmaya üşenmesem daha çok yerini paylaşabilirdim. Bana kalırsa özel bir kitap. (Bestseller kızgınlığımı bir an olsun sakinleştirmiştir)
Daha çok şey yazmak isterdim ama kitabı okumak her zaman daha iyi ..
Herkese iyi okumalar dilerim..
320 syf.
Ilk önce kitabını okumuş olsaydım daha çok etkilenirdim duygusal acıdan. Ama kitabı olduğunu bilmeden ilk önce filmini izlemiş oldum. O yüzden biraz ağır ilerledi. Ama genel anlamda iki kanser gencinin bir yerde hayatlarının aniden biteceginin farkında olmalarına rağmen yaşadıkları aşkı en güzel şekilde anlatan bi kitap. Güzeldi. Yazarın emeğine sağlık..
320 syf.
·36 günde·3/10
Kitapla ilgili en kötü olanı beklentilerin yüksek olması, yazar " Aynı yıldızın altında" adında müthiş bir roman yazıyor ve ondan güzel roman bekliyorsun karşına vasat bir kitap çıkıyor. Kitap kesinlikle vasat, yazarın farklı bir dili falan da yok, çok anlamsız. Kelepir olması da normal. Kitapla ilgili "sürekli terk edilen ve ardından aşkın formülünü bulmaya çalışan üstün zekalı bir çocuğun başından geçenler" diye söyleyince kulağa hoş geliyor ama vasat hatta vasatında altında mantıksız saçma sapan bir roman.
320 syf.
·7 günde·Puan vermedi
Bir kitabı okuduğumda en çok sevdiğim şey kitabın bana kattıklarını ve benim kitapta asla unutamıyacağım olayları detaylıca düşünmek olur. Miles ve Alaska ile soruların cevaplarını aramaya başladım ve cevaplar işte o unutulmayacak detaylarda. Kitapla birlikte düşünmeye başladığım büyük belkimi bularak. Bu labirentten nasıl çıkacağımı değil de labirentle nasıl başa çıkacağımı cevaplayarak bitiriyorum bu güzel romanı.  Bir John Green romanı daha yine tüm sürükleyiciliği ve beklenmedik olayları ile bitti.
312 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
John Green.
Yine harikalar yaratmış.

Size yazardan bahsedip incelemeyi uzatmak istemiyorum çünkü yazarı çoğunluk biliyordur diye düşünüyorum ve incelemenin neredeyse tamamının sadece kitap olmasını istiyorum.

Yazarın ilk okuduğum kitabı Aynı Yıldızın Altında olmuştu. Mükemmel bir kurgu mükemmel bir hikayeydi şimdi oralara hiç girmeyelim. Kitabı rafta gördüğümde ilgimi çeken ilk şey renkleri ve kapak tasarımı oldu, sonrasında yazarın adını okudum John Green! Dedim neler oluyor, kitabın adını okumadan direk üstüne atladım gibi bir şey oldu o an direk arkasını çevirdim ve yazanları okumaya başladım.

"Nadir olan sizinle aynı dünyayı gören birini bulmaktır."

Okuduktan sonra yaklaşık beş dakika kadar durdum, neyi düşündüğümü falan da bilmiyorum çok anlamlı geldi ve sadece durdum. Tabii kitabı almaya karar verdim fakat kalabalık ortamlardan ve bazı işlerimden dolayı kendime bir sessizlik yaratamamıştım, ilk bölümü okudum fakat tam olarak hikayenin içine giremediğim için kızdım kendime. Bir sabah herkes uyurken kalktım, masama oturdum ve birinci bölümden tekrar başladım. Fark ettiğim şey şu oldu ki; girişi bile mükemmeldi.

Kitapta şu anlatılıyor bu anlatılıyor demek istemiyorum zaten kitabın profiline girdiğinizde konusu hakkında bilgi edinebiliyorsunuz. Ben bana kattıklarını ve hissettirdiklerini paylaşmak istiyorum sizinle, okumadan önce belki faydası dokunur.

Ana karakterler Aza, en yakın arkadaşı Daisy, kaçak milyarder Russell Pickett ve aslında Aza'nın eskiden tanıdığı Russell Pickett'ın oğlu Davis Pickett. Aza'nın annesi, Davis'in küçük kardeşi Noah, okuldan arkadaşları ve Daisy'nin erkek arkadaşı olan Michael ise diğer karakterler.

Aza'nın rahatsızlığı hiç hoş değildi. Kitap boyunca sinirden derin derin iç çektiğim anlar çok oldu çünkü resmen kendine eziyet ediyordu Aza. Gerçek hayatta onu tanıyıp onunla bu konuyu tartışmayı çok isterdim. Sarmalın sürekli daralan tarafını görmesi sinirime gidiyordu. Olaylara biraz farklı bakabilse o sarmalın aslında genişlediğini de görebilirdi. Elinde olmayan bir şey olması okudukça ve Aza'ya alıştıkça sinirden çok üzüntü hissetmeme sebep olmaya başladı. Ama her halükarda Aza; düşünceleriyle, karakteriyle çok güzel bir arkadaştı.

Daisy ise daha rahattı. Aza gibi birinin Daisy gibi bir arkadaşı olmasından daha değerli bir şey yoktur sanırım. Onu dengeliyordu. Zaman zaman onunla uğraşmak Daisy'yi yorsa da gerçek bir arkadaştı Aza onun için ve eninde sonunda barışıyorlardı. Daisy günlük hayatta çok sık karşılaştığımız durumların hep tam tersini savunuyor ve bunu her seferinde o kadar mantıklı açıklıyor ki 'Aslında harbiden de öyle.' falan diyorsun bir yerden sonra. Daisy bazı kalıpları yıktıran bir karakterdi benim için, çok da güzel bir karakter. Farklı bakış açıları her zaman en iyisidir.

Aslında kitabın asıl olayı Davis'in babası fakat ben babasından çok Davis'e değineceğim şu an çünkü babası hakkında yazmaya başlarsam fazlaca spoiler verebilirim diye düşünüyorum.
Davis babasının ortadan kayboluşundan sonra güçlü kalsa da içten içe kendisi de kaybolmuş olan bir karakter. Ortaokula giden bir kardeşi olduğundan dolayı onun hayatında annesi ve babası yokken çok önemli bir yere sahip, hatta Noah'ın tutunabileceği tek dalı abisi Davis. Bu yüzden güçlü, ayakta ama içten içe yıkık. Ve bunu dolaylı olarak bile olsa gösterdiği nadir insanlardan biri Aza. Kitap boyunca birbirlerine değer verdiklerini gördüm. Değer vermek, anlayışla karşılamak, zor zamanlarında birbirlerinin yanlarında olmaları aşktan daha güçlü bir durum. Bu kadar zor bir hayatın içinde Aza'nın tüm sıkıntılarını, engel olamadığı düşüncelerini, kaçışlarını bile bile onun yanında olmak istemesi çok değerli bir şeydi.
Bir milyarderin oğlu olarak, Aza'nın annesinin Davis'i şımarık biri sanması ve Aza'yı üzeceğini düşünmesi fakat Davis'in aslında hepsinden daha kırılgan, daha naif biri olması üzücüydü. Yardıma ihtiyacı vardı ve ona iyi gelen tek şey Aza'ydı kitapta.
Bilemiyorum.
Çok güzellerdi.

Michael'in Tutsak101 adlı çalışmasının yaratıcılığına bayıldım daha kitabın başlarında. Fikrin Daisy'den çıkması beni hiç şaşırtmadı ve o çalışmayı somut olarak görmesem bile ne kadar özgün olduğunu kafamda görebiliyordum.

Karakterler çok iyiydi, çok güzeldi. Kurgusu güzeldi, akıcılığı güzeldi. Her şeyiyle kitap çok güzeldi.
Mutlaka okumanızı tavsiye ederim. Çoğunlukla karakterlerden bahsettim evet ama bunlar kurgudan çok kitabı kitap yapan unsurlar gerçekten.
Sonu da güzeldi.
Aza ve Davis'in vedaları bile güzeldi.

Kitabın adının sebebi de 264. sayfada yazıyor arkadaşlar. İnsanı düşündüren, anlamlı bir muhabbet geçiyor o sayfada. Orayı okuduktan sonra anlıyorsunuz Kaplumbağa Kabuğunda Dünya'nın ne demek olduğunu ve artık diyorsunuz ki 'Ondan aşağısı hep kaplumbağa.' (:

Okursanız pişman olmayacağınız bir kitap.
Ve,
Teşekkürler John Green.

Yazarın biyografisi

Adı:
John Green
Tam adı:
John Michael Green
Unvan:
Amerikalı Yazar ve Eğitimci
Doğum:
Amerika Birleşik Devletleri, 24 Ağustos 1977
John Green New York Times bestseller'ı olmuş dört kitabın yazarıdır. Michael L. Printz Ödülü, Michael L. Printz Onur Ödülü ile Edgar Ödülü kazanmış, iki kez L.A Times Kitap Ödülü finalisti olmuştur. Ayrıca kardeşi Hank'le birlikte tüm dünyada üç yüz milyondan fazla izlenmiş bir video serisi olan Vlogbrothers'ın yaratıcısıdır. John eşi ve iki çocuğuyla birlikte Indianapolis'te yaşamaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 827 okur beğendi.
  • 18.368 okur okudu.
  • 234 okur okuyor.
  • 5.858 okur okuyacak.
  • 326 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları