OKUMAYA BAŞLIYORUM! 📚✨ Yeni kitabım Guadalupe Nettel'den "Benzersiz Kızım" ile bu akşam bambaşka bir dünyaya adım atıyorum! 🤩 Kapağındaki o derin anlamlı görselden tutun da, arka kapak yazısındaki annelik, yaşam, ölüm ve dostluk gibi temaların işlenişine kadar her şeyiyle beni şimdiden içine çekti.Özellikle 2023 Uluslararası Booker Ödülü kısa listesine kalması bile merakımı katladı! İki kadının annelik ve hayat üzerine değişen fikirleri, o "benzersiz doğum deneyimi" ve insan bilgisinin sınırlarını zorlayan Ines... 🤔 Nettel'in sade ama düşündürücü diliyle nasıl bir yolculuğa çıkacağımı sabırsızlıkla bekliyorum. .Siz de benimle bu maceraya katılmak ister misiniz? Yorumlarda bu kitabı okuyanlar varsa düşüncelerini bekliyorum! 👇 #YeniBirKitap #BenzersizKızım #GuadalupeNettel #KitapÖnerisi #OkumayaBaşlıyorum #KitapKurdu #Edebiyat #Annelik #Dostluk #BookerÖdülü #NeOkuyorum #KitapAşkı #OkumaHalleri #Kitaplar Guadalupe Nettel Benzersiz Kızım
1000Kitap
Sen ki ey gül, çayırda kızarıp Kurumlanıyorsun Kıpkırmızı, bürünmüş allara Kır şen ve hoş Ama mutsuz olacaksın Nice güzel olsan da. Juan Inés De La Cruz
Reklam
Bu öğleden sonra, sevgilim, sana yaklaşmakta başarısız olduğumu yüzünden ve yürüyüşünden anlayabildiğim için , kalbimi görmeni istedim. Özlemle beklediğim şeyde beni destekleyen aşk, ulaşılması imkânsız olanı fethetti. Acıyla dökülen gözyaşlarımın arasında, kalbim damıtıldı, kırıldı. Yeter, sevgilim. Bu kadar katı olma. Çıldırtıcı kıskançlıkların ve kibrin seni rahatsız etmesine veya sessizliğinin aptalca gölgeler tarafından bozulmasına izin verme: Bir erkeğin varlığının sahte işaretleri ; çünkü şimdi dokunuşunla buluşan ve ellerinde paramparça olan kalbimi görüyorsun . #Sor Juana Inés de la Cruz
Aşk, ölümcül bir yara açtı. Can çekişirken, bıçağı daha derine ittim ölüm çabuk gelsin diye. Divane, dağılmış, hastalıklı bir halde sayıkladım durdum, aşkın beni kaç yerden yaraladığını. Bir hayat, bin ölüm. Darbe üstüne darbe—kalbim bu işkenceye dayanamadı. Juana Inés de la Cruz
Alıntı
Ines ve Pedro: Ölüme meydan okuyan aşk
1350’li yıllarda, Portekiz Prensi Pedro ile İspanyol soylusu Inês de Castro arasında tutkulu bir aşk başlar. Öyle bir aşk ki, Prens Pedro bu uğurda kendi babası, Portekiz Kralı IV. Afonso’ya karşı gelmeyi bile göze alır. Ancak önünde büyük bir engel vardır: Pedro, siyasi nedenlerle çoktan Kastilya Prensesi Constanza ile evlendirilmiştir. Bu durum, Portekiz Krallığı ile Kastilya Tacı arasında ciddi bir siyasi gerilim yaratır. Kral IV. Afonso, oğlunu defalarca uyarır, bu ilişkiyi bitirmesi için baskı yapar. Fakat Pedro, aşkından asla vazgeçmez. Inês ile olan ilişkisine, her şeye rağmen devam eder. Kral ise bu aşkı yalnızca bir skandal olarak değil, Portekiz tahtı için bir tehdit olarak görür. Inês’in İspanyol bir soylu olması, Pedro’dan doğacak çocukların taht üzerinde İspanyol etkisi yaratacağı korkusu… Ve korkunun yön verdiği o karar: Kral, Inês de Castro’nun öldürülmesini emreder. Inês’in kanı akıtıldığında Pedro’nun kalbi paramparça olur. Onu koruyamamıştır. Sevdiği kadını göz göre göre kaybetmiştir. Uzun süre yas tutar, içine kapanır. Ama zaman geçer… Ve kaderin kaleminde Pedro için yazılmış başka bir satır açılır: 1357’de IV. Afonso ölür, Pedro artık kraldır. Ve Pedro’nun tahta çıktığı gün verdiği ilk emir, yüzyıllar boyunca anlatılacak bir efsaneye dönüşür… Öldürülen aşkı Inês de Castro’nun mezarı açılır. Bedeni beyazlar içinde giydirilir. Gümüş bir taç başına yerleştirilir. Tahta oturtulur. Evet, Pedro onu ölümünden sonra kraliçe ilan eder. O günden sonra Portekiz’in tüm saray erkânı, ölmüş Inês’in elini öpmek zorunda kalır. Özellikle onun ölümüne sebep olanlar… Sadakat yemini ederler, bir ölüye. Çünkü Pedro için Inês sadece bir sevgili değil, sonsuzluğa yazılmış bir yemin, bir kraliçedir. O günden sonra Pedro’nun adı, aşkın ve intikamın kralı olarak
Reklam
Reklam