Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Günlerin nasıl hem uzun hem de bu kadar kısa olabildiğini anlamamıştım. Yaşaması uzundu elbette, fakat o kadar genişlemişlerdi ki sonunda iç içe geçiyorlardı. Adlarını yitiriyorlardı. Benim için içi boşalmadan anlamını koruyan yalnız dün ve yarın sözcükleriydi.
Uykuda geçirdiğim saatlerle, anılarla, üçüncü sayfa haberlerini okumakla, ışıkla gölgenin birbirini izlemesiyle zaman akıp gitti. Hapiste insanın zaman kavramını kaybettiğini okumuştum. Ama bunun benim için pek de anlamı yoktu.
Böylece ne kadar çok düşünürsem, daha önce fark etmediğim ya da unuttuğum o kadar çok şeyi hafızamın derinliklerinden bulup çıkarıyordum. İşte o zaman, dışarıda sadece bir gün bile yaşamış olsa insanın hapiste hiç zorlanmadan yüz yıl geçirebileceğini anladım. Canı sıkılmadan yaşayacak kadar anısı olurdu zira. Bir bakıma, bu da bir kazançtı.
Kaldı ki hayal kurma işinde çoğunlukla bu kadar ileri gitmiyordum. İlk aylar zor geçti. Ama tam da bu yüzden harcadığım çaba, o günlerin geçmesine yardımcı oldu. Bir kadınla olma arzusuyla kıvranıyordum, mesela. Bu doğaldı çünkü gençtim.