Zeliha orada da bir türlü mutlu olamadı; bu sefer de lisedeki kızların sürekli aksayan ayağına baktığını düşünüyordu, çünkü kendi aklı hep ayağındaydı. Başkalarının gözünde gördüğü, aslında kendi utancından, öfkesinden ve isyanından başka bir şey değildi.
İnsanları endişelendiren, üzüntüye boğan günahkar olmaları değil, başkalarının kendilerinden daha iyi, daha masum olma ihtimaliydi; şehrin kötülerle dolu olduğunu düşünmek onları rahatlatıyor, teselli veriyordu.