Ortada bir sorun gördüğümde, her şeyi çözebileceğimi, herkese merhem olabileceğimi, herkesi iyileştirebileceğimi sanırdım. Sonra fark ettim ki, yardım etmeye çalıştığım kişiden daha çok ben koşuyordum onun derdine. O ise kendiyle benim kadar uğraşmıyordu.
Tahsilliyiz belki, iyi okullarda okuduk, sözüm ona kültürlüyüz, yetiştirdik kendimizi, paramız var, yabancı dilimiz var, görgümüz var. Ama çaremiz yok. Bu gerçek. Hepimiz çaresiziz.
“Acaba” ile başlayan her ihtimal karanlıktı. Ama biz o ihtimallerin hep çok güzel, en azından mevcuttan daha güzel olduğunu düşünüyor, bu yanılgıyla kendi kendimizi yiyip bitiriyorduk.