tanrı beni bu şekilde yaratıp dünyaya gönderiverdi; ama, beni tekrar göreceğini düşünseydi, burnumun dörtte üçünü geri alırdı. bu nedenle de, karşısında daha fazla kalabilmek için en korkunç suçları işliyorum.
insanın içine girdiği her bütünün sonsuzluk taşıdığını; bu bütünün içinde başka bir bütün bulunursa, bunun da bir sonsuzluk içerdiğini; insanın açıklayamadığı zaman sonsuz kavramına geldiğini – yani sonsuzu hissetmenin en büyük zayıflıklardan biri olduğunu, sonradan öğrendim. siz de şimdi öğreniyorsunuz.
küçükken (başımda bekçilerim varken – unutmadan söyleyeyim: inanmazsınız ama, ben bir ara on yaşındaydım) başımı alır alır giderdim. yine de fazla uzaklaşmazdım tabii. kaybolayım, sonsuzluğu hissedeyim diye.