Sartre’in Gizli Oturum’u, edebiyat tarihinin popüler ve çok yanlış anlaşılan cümlelerinden birine ev sahipliği yapar: "Cehennem başkalarıdır." Sartre bu oyunda bize alevlerin, zebanilerin veya fiziksel işkencelerin olmadığı, İkinci İmparatorluk tarzında döşenmiş şık ama kapısı dışarıdan kilitli bir oda sunar. Bu odaya kapatılan üç ölü—korkaklığıyla yüzleşemeyen Garcin, manipülatif Inès ve Estelle—kısa süre sonra en büyük işkence aletinin birbirlerinin bakışları olduğunu keşfederler. Aynaların olmadığı bu mekanda, her biri varlığını kanıtlamak ve günahlarını aklamak için bir diğerinin gözündeki yansımaya muhtaçtır. Sartre, varoluşçu felsefesini büyük bir titizlikle sahneye taşırken, insanın kendi özgürlüğünden ve sorumluluğundan kaçıp kendini başkalarının yargılarına nasıl gönüllüce hapsettiğini sarsıcı bir psikolojik savaşla anlatır. Birbirlerinin hem kurbanı hem de celladı olan bu üç karakterin trajedisi, aslında modern insanın kendi zihninde yarattığı hapishanenin bir provasıdır. Tek oturuşta bitecek kadar kısa, fakat bıraktığı hissiyatla günlerce zihni meşgul edecek kadar derin bir başyapıt olan Gizli Oturum, sizi başkalarının gözündeki "kendinizle" yüzleşmeye davet eder. Herkese iyi okumalarr..