Ünlü mitolojik Babil tanrısı Marduk'un Tiamat'ı yenerek dünyayı yeniden yaratması anlatılıyor. Yedi adet tabletten yani bölümden oluşan kitap hızlıca okunsa da yine de dikkat istiyor. Mitolojik metinlerde sıkça rastlanan sembolizm burada da mevcut, bir şeyle başka bir (veya birçok) şey kastediliyor. Babil mitolojisinde insanın ve dünyanın yaratılışının anlatıldığı bir metin. Dini törenlerde (bugünkü Yasin-i Şerif gibi) toplu halde okunmaktaymış. Eserin son bölümünde de bu eserin halk tarafından sık sık okunması tembih ediliyor. Ayrıca kitaptaki tanrıların savaşması, insanlar gibi saraylarda yaşamaları yani antropomorfik (insanbiçimci) özellikte olmaları Mısır, Yunan, Sümer ve İskandinav mitolojileri gibi birçok söylencedeki Tanrı anlayışlarıyla benzerlik gösteriyor. Bu milletler arasında, geçmişe dayanan bir kültürel etkileşimden söz edilebilir.
Tanrılar, kutlamalarının sonunda, görkemli başarıları ve işleri nedeniyle onurlandırmak için, ulu tanrı Marduk’un sahip olduğu elli ad ve niteliği ilan ettiler. Son olarak şöyle konuştular: “Önder ve çoban Marduk’u sevindirsinler ki ülkeleri verimli, kendileri zengin olsun, Marduk’un emirleri sabittir, söylediklerini hiçbir tanrı değiştiremez. Aklı çok, sevgisi engindir. Ama Marduk kızınca, kimse gazabı önünde duramaz, Marduk’un emirleri, Tiamatı yendiği ve sonsuza kadar sürecek krallığı elde ettiği için hem üstümüzdeki göklerde hem de yeryüzünde her şeyden üstün olsun.
Anu, Enlil ve Ea’ya dönerek şöyle dedi: “Çok lüks bir ev ve siz göklerden inip meclise katılacağınızda geceyi geçirebileceğiniz bir tapınak inşa edebilecek şekilde toprağı sağlamlaştırdım. Tapınağıma ‘Büyük Tanrıların Evi’ anlamına gelen Babil adını vereceğim. Tapınağı yetenekli işçiler inşa edecek.”